Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü
Bir Sayfa Seçin

Dorgust Vadi Muharebesi

“Bazı savaşların kazananı demircilerdir” diye geçirdi içinden Azdor, kan kokan mahâllerde arta kalan olmak mıydı kazanmak? Lola’nın olmadığı günlerde hayatta kalmak mı? Bir madalya, kopan uzuvların yahut yiten dostların yerini tutabilir miydi? O Lola’ya sarılmak için...

Fecir

Onun âşkı sarmıştı bütün hudutları ve hep dediler ki; “İşgâl mi yoksa fetih mi?” Hârpte bu, duvarın hangi tarafında olduğunla ilgiliydi… Ama bu durumda öyle değildi. Bir koca fenafillahtı zat-ı alisi, duvarın iki tarafında da mevcuttu… Tek ok atmadan, tek...

Kırmızı Başlıksız “Şiir”

Aşktan öte köy var mı sevgilim? Gerçekten yalnızlık mıydı başarının sembôlü? Sen de uydun mu hikâyede üç birlik kuralına sevgilim? Ölçülü mü sevdin beni, şiirleri sevdiğin gibi? Aşk artık fabrikalarda mı üretiliyor? Öyleyse neden bana söylemediniz sevgilim? Öyle...

Yel ve Dağ

Cennet Nihayetinde ya Prometheus ateşi vermişti ya da Adem elmayı yemişti. Bir şekilde kuruldu sadr-ı kürede yaşam ve olan yine bizlere oldu. Başlangıçta insan tamah edebilir sanılıyordu lâkin asla yetmedi! Bu berrak sulardaki şavklar bile kâfî gelmiyordu ademoğlu ve...

Kâtl-i Vâcip

Kadın odanın, önü boş olan duvarına yaslanmış dizlerini kendine çekmiş ve kollarını ile dizlerini sarmış bir şekilde oturuyordu. Rimeli rujuna kadar akmıştı ve hüznünden gözleri kurumuyordu. Sevdiği adama yaşlı gözlerle bakıp onu hem yargılar, hem de teyit...

Panayır

Yorucu bir haftanın ardından tekrar yollara düşecektik, koca çadırlarımız paketlerine, hayvanlarımız kafeslerine girdi.  At arabalarımızın fakir ama nostaljik seyahâti birazdan başlayacaktı… Evet, doğru tahmin ettiniz; sirk çalışanlarıyız biz. Günümüz dünyasının...

Yüce Vorgan Savaşı

Etrafındaki gençlere bakarak cepheye doğru yürüyordu Azdor…  Torjuen Müdâfaa Savaşı ‘ndaki başarısı ile girdiği Kraliyet Ordusu’nda vereceği ilk savaş için Vorgan’a doğru ilerliyordu… Belki Torjuen’de Lola ve kendi için ölebilirdi; ama Vorgan’da kim için ölecekti?...

Riyazet

İnsanın, var olmaktan sonraki en büyük hatasıydı belki de organize olması… Organize olup birilerini üst kademelere ataması ve ardından alt kademedekilerin suçu hep alt kademedekilere atması… Bazı şeylere –nedendir bilinmez- değer verip onlara değer vermeyenleri yine...

Sevgilim?

sevgilim senin de elinden almadılar mı çocukluğunu? renkleri gösterip rakam demediler mi sana da? ben yol kenarında yetişen papatyaları severdim şimdi güzel kokan petrolden mi almalıyım sana? sevgilim seni de bir çatı korumuyor mu? acaba kötü bir takas mı yaptık? ben...

Seyir Ve Sefa

Kalû Bela’dan beridir Celle Celalühu’ya bakıyordu. Ne kendisini biliyor, ne de O’nu idrak ediyordu…  Belki de en mutlumuz o idi, ne kendini biliyordu ne de kâinatı…  O bir Muheymin Meleği idi; Rabb’in cemâline dalıp gitmişti. Ne Şeytan’dan haberdardı, ne ondan da kötü...

Kalâlu

    Güzel sanatların bir koluymuşçasına güzeldi. Geçtim çehresini; adam, kadının gölgesine bile bakılmasını kıskandığı için; eski zamanların Viyana’sını hatırlatan bir binanın gölgesine çekti zat-ı alisini…  Kızgınlıkla bağırdı adam; – “ Ne dillere düştüm ne...

Cenaze Evi

 “ Âmin ecmâin” sesleri arasında tekrar uyandı Bellise… Ağlamaktan gözleri şişmiş ve sesi kısılmıştı… Etrafında ağlayanlara baktı, ama kimse onun çektiğini bilemezdi ki? Kimse onun gibi üzülemezdi… Açıklamaya bir gün kelime bulabilse bile; takâti sevdiğiyle göçüp...

Kendine Yabancılaş(ma)

Yaban otları, yaşamın kaynağı. Geçmişte bir gün, hepimiz birer yaban otuyduk. O günleri biraz anımsıyorum. Çünkü içimde hala bir parça kalmış onlardan. O zamanlar hep berberdik. Yabancılaşmamış, yalnız kalmamış, yalanlarla tükenmemiş, yekpare, huzurlu bir bütünün...

İştar

Zifirî karanlık bir odunluktaydılar, cılız ampulden çıkan ışık henüz yere değemeden gücünü yitiriyordu. Kadın sandalyeye neden bağlı olduğunu bilmediği halde, ona bağlıydı ve adam ise ayakta, bir yandan sigara içip bir yandan da konuşmaya başladı; – “Güzelliğini...

Hârp ve Arp

Günlerin uzamaya başlaması gibiydi aşkın büyümesi.  Tam en tepeye vardığında, en uzun günden sonra nasıl günler kısalıyorsa azar azar, o da öyle yavaşça bitiyordu. Bülbül belki her mevsim başka bir güle öter ama peki ya pervane? O sadece bir mumda yanar? Hem sadece...