Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü

Hayal ve Perde

“   Dil öğrenirdik ki methedebilelim onu. Çıkmaz sokakların ev bahçelerinden geçen dar patikalarında bile takip edilesiydi.  Evren sonsuz olduğundan mütevellit her yere eşit uzaklıktayken merkezi neden o olamazdı ki?  Kitab’ın da Tanrı’nın da bir mukaddesliği kalmadı...

His

   Camdaki lekelerin gölgesi beyaz tenine düşüyordu. Benim gölgem onun üzerine düşeydi de gölgemle sevebilseydim onu. Birbirinden uzak yerlerde oturup elimi boşlukta gezdirirken gölgemin onun yanağında gezinişini izleyebilseydim…  Acaba güzel olduğu kadar muhtaç...

Yel Ve Bulut

Barın köhne havası sigara dumanıyla doluydu, ahşap masanın verniği de çıkmıştı, canı da… Zıpçıktı söze girdi; -“ Tanrılarından bile medet ummazken, kullara neden bu kadar takıntılısın ki?” dedi… Zampara sigarasını küllükte söndürürken ağzından son dumanı vererek;...

Uçuş

Yeni çile dergâhımızın toplum olduğu çağdaydık. Güneşe karşı bütün dik başlılığıyla durmuştu. Öylesine güzeldi ki değil yüzüne bakmaya, utanıp yere bile bakamıyordum, gölgesi orada diye.  Gölgesi öyle lütuf doluydu ki toprak için yağmurdan bile daha verimliydi ya da...

Berisi Ve Ötesi

   Kendini, içinde değil de gereksiz yere ünlenmiş şehirlerde aramak isteyenlerin dünyasına hoş geldiniz. Yolculuk boyunca yerinizden ayrılmayınız, kemerlerinizin yeşil ışık yanana kadar kilitli kalmasını rica edeceğiz, bizi seçtiğiniz için teşekkür ederiz. Sağ...

Perde On Bir

   Karanlık tünelin bir diğer ucundaki parlaklığa öyle hayran kalmıştık ki; gözlerimizi kamaştıran ışığın içerisinden tren fırlar mı umursamamıştık. Belki de aşklar böyleydi ya da daha iyisini bulana kadardı sevgimiz? Aşkların mı içi boş yoksa âşıkların mı? Okunmamış...

Yol

“Burası mı bana yabancı yoksa ben mi buraya yabancıyım?” diye geçirdi aklından… Karanlıkta ilerleyen metroda, adam kadına baktı.  Kadın şirin bir telaş ile adamın yanına oturdu.  Varlığıyla bile kadını rahatsız edebileceğinden şüpheleniyordu. Gözlerini kapattı ve hiç...

Şans

Hayattan bezmiş bir şekilde oturdu asker siperin içine… Tutsak aldığı askere baktı… Yerde elleri ve ayakları bağlı bir şekilde yan yatmış asker, ölü bir köpek gibi duruyordu. Kendi ise; bu kavurucu öğlen sıcağında o ağır kamuflajı, miğferi, mermisi ve silahıyla...

Perde On

   İnsanın en büyük günahı hayatta kalmaktı…  “Sult” (*) alamazken “Markens Grøde” (**)  tabi ki Nobel Edebiyat Ödülü’nü alacaktı… Nobel Akademisi bile duymak istemiyordu açlığı… Peki, edebiyat nasıl bu hale geldi? İnsan öldürenlere, onların sarayında  kasideler...

Kül Şehri

Theodore ahşap masanın, yuvarlak olmasından haz etmiyordu. Çünkü; bu fikir Yuvarlak Masa Şövalyeleri’nden akıllara gelmişti…  Masada herkes eşitti ve masanın başına oturabilecek yetki kimsede yoktu. Olmayacaktı da… Bu sebeptendir ki masanın bir başı yoktu...

Gün Batımı

“Aşk sizde olmayan bir şeyi bunu sizden istemeyen birine vermeye çalışmaktır.” -jacques lacan Adım rüya,ölecek yaştayım.Sizden bir farkım olmadığı gibi sol ayak serçe parmağım eksik(neden öyle olduğuyla ilgili bir anım yok)o yüzden daha az bir köşeye...

Bellis Dilencisinin İntihar Mektubu

Bu intihar mektubunu yazdıran, dünyanın sıradanlığı değil. Dünya aynı ya da sıradan da değil zaten. Bugün beni ölüme gönderen dünyadaki sıra dışı şeylerdir.  Yusuf kadar güzel olan insanlar ve bakarken gözlerinizi dolduran maşuklar… Öylesine bir dünyaydı ki; kontlar...

Ölümsüzlük Tuzağı

İsmi neydi ve nereden gelmişti. Bilincini geri getirmek için ona ilk sorulanlar, bu temel sorular oldu. Konuşulan garip lisanı nasıl anladığına veya bu soruların cevabına dair en ufak bir fikri yoktu. Gözleri bütüne yayılmış beyaz ışıkla körleşmiş, değişimleri takip...

Torjuen Müdâfaa Savaşı

İzbe ve tozlu bir barakada gün ışığı yavaşça Lola’nın tenine vuruyordu. Lola, Azdor’un yarasını sarıyordu.   Çantasını astığı sağ omzu, çantanın ağırlığından yaralanmıştı. Azdor, yalnız geçen sonsuz yaşam kadar korkunç bir güzelliğe sahip olan Lola’ya ; –...

Çürüyen Şehir

Düşen bombaların sesi daha az duyulsun diye devletin yerleştirdiği hoparlörlerden son ses, sert müziklerin çaldığı bir ülkeydi bizimkisi… İnsanlar zamanla metal gruplarını benimsemiş ve sevmişti… Hatta bazen, hayatımız bir filmmiş gibi arka fon jeneriği oluyordu, o...