Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü

Şans

Hayattan bezmiş bir şekilde oturdu asker siperin içine… Tutsak aldığı askere baktı… Yerde elleri ve ayakları bağlı bir şekilde yan yatmış asker, ölü bir köpek gibi duruyordu. Kendi ise; bu kavurucu öğlen sıcağında o ağır kamuflajı, miğferi, mermisi ve silahıyla...

Perde On

   İnsanın en büyük günahı hayatta kalmaktı…  “Sult” (*) alamazken “Markens Grøde” (**)  tabi ki Nobel Edebiyat Ödülü’nü alacaktı… Nobel Akademisi bile duymak istemiyordu açlığı… Peki, edebiyat nasıl bu hale geldi? İnsan öldürenlere, onların sarayında  kasideler...

Kül Şehri

Theodore ahşap masanın, yuvarlak olmasından haz etmiyordu. Çünkü; bu fikir Yuvarlak Masa Şövalyeleri’nden akıllara gelmişti…  Masada herkes eşitti ve masanın başına oturabilecek yetki kimsede yoktu. Olmayacaktı da… Bu sebeptendir ki masanın bir başı yoktu...

Gün Batımı

“Aşk sizde olmayan bir şeyi bunu sizden istemeyen birine vermeye çalışmaktır.” -jacques lacan Adım rüya,ölecek yaştayım.Sizden bir farkım olmadığı gibi sol ayak serçe parmağım eksik(neden öyle olduğuyla ilgili bir anım yok)o yüzden daha az bir köşeye...

Bellis Dilencisinin İntihar Mektubu

Bu intihar mektubunu yazdıran, dünyanın sıradanlığı değil. Dünya aynı ya da sıradan da değil zaten. Bugün beni ölüme gönderen dünyadaki sıra dışı şeylerdir.  Yusuf kadar güzel olan insanlar ve bakarken gözlerinizi dolduran maşuklar… Öylesine bir dünyaydı ki; kontlar...

Ölümsüzlük Tuzağı

İsmi neydi ve nereden gelmişti. Bilincini geri getirmek için ona ilk sorulanlar, bu temel sorular oldu. Konuşulan garip lisanı nasıl anladığına veya bu soruların cevabına dair en ufak bir fikri yoktu. Gözleri bütüne yayılmış beyaz ışıkla körleşmiş, değişimleri takip...

Torjuen Müdâfaa Savaşı

İzbe ve tozlu bir barakada gün ışığı yavaşça Lola’nın tenine vuruyordu. Lola, Azdor’un yarasını sarıyordu.   Çantasını astığı sağ omzu, çantanın ağırlığından yaralanmıştı. Azdor, yalnız geçen sonsuz yaşam kadar korkunç bir güzelliğe sahip olan Lola’ya ; –...

Çürüyen Şehir

Düşen bombaların sesi daha az duyulsun diye devletin yerleştirdiği hoparlörlerden son ses, sert müziklerin çaldığı bir ülkeydi bizimkisi… İnsanlar zamanla metal gruplarını benimsemiş ve sevmişti… Hatta bazen, hayatımız bir filmmiş gibi arka fon jeneriği oluyordu, o...

Mevzu

İhtiyar adam, nargilesinin marpucunu ahşap masanın üzerine koydu, beyaz,   kirli sakalına karışarak çıkan duman eşliğinde sordu; – “Peki mevzu nedir? Düzeltin lütfen… “dedi. Diğerleri gibi dizlerine battaniye örtmemiş olan söze girişti; – “ Mayalar, siyahi...

İthamlar, İtiraflar ve İftiralar

Sevgili Vida;                                                                                                                                                 IX. II. MCMLIII Bu sabah uyandığında ben yanında olmayacağım. Gecenin bir vakti, bu kasabadaki küçük rehinci...

Perde Dokuz

 Varoş bir mahallenin, sıva grisi evleri ile dolu sokakları kadar aynılaşmıştık. O sokaklarda, geçtim doğru Tanrı’yı, düzgün bir kul bile bulamamıştık.  Tarih hep savaşı kazananları yazmıştı. Mevzu savaşı kazanmak mıydı? Başlamasına mani olmak mühim değil miydi? Tarih...

Dile Kolay

Yaprakların kuruyup yere düştüğü vakitti sanırım ya da daha sonrası… Derme çatma bir kulübede, yaşlı Gadrel yalnız geçmiş yaşamının son saatlerini yaşıyordu. Bizler, Kudret Savaşları’ndan sonra doğanlar,  onun hayatı boyunca olmayan birine âşık olduğu hikâyeleri ile...

Mevt

Vita, kanlar içerisindeki sevgilisinin başını kaldırıp dizlerine koydu. Ağlamamak için dudaklarını ısırıyordu ve titriyordu kasılmaktan.  Han yavaşça gözlerini açtı ve Vita’sına, sakin ve hatta ölmekte olan bir ses ile; – “Kâlû Belâ’dan beri böyle güzel bir şey...

Gün

Veresiyenin en karizmatik haliydi kredi kartları.  Giysilerinin çoğu güve dolmuştu ve sokakta titreyenler vardı. Ucuz edebiyatçıların pahalı düşlerinde demirbaştı. Güzelliği, yüksek rakımdaki bir mahalde Çarçar soğukları gibi yüzümüze çarpmaktaydı. Öylesine güzel bir...

başından başlayınca sonu olan şiir

bir köşede oturmuş anlatan başlamış ahkam kesmeye aklaşmış saçları zamanı eleştirirken parmakları dönebilirmiş sandalyesi sesi de yüksekmiş fikirleride bu yüzdenmiş kabul görmemesi kimse anlamaz demiş bi gün sonra anlatmaya başlamış anlamı nefes almış suyun içinde bir...