Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü
Bir Sayfa Seçin

İnşaat işçilerinin haykırışları arasında uyandı Varyas.  Pencereyi kapatmaya yeltendi; olmadı… Su içmek için bile doğrulamadı yataktan… Mathilda sol yanında uyumaktaydı; uyandığında, Varyas’ı yanında görsün diye; Varyas,  yataktan dahi kalkamadı… Öylece kaldı, kıpırdayamadı, düşünemedi hatta nefes dahi alamadı… Sessiz bir yardım çığlığı gibiydi bu hali… Tıpkı; bazı dönemlerde kasabaya gelen sirklerdeki hayvanların bakışları gibi…

Mathilda gözlerini araladı,  pencereden içeri giren gün ışıkları tenine vurmaktan vazgeçti. Bu güzel bir çift göz karşısında utancını gizleyemeyen gün ışıkları perdenin arkasına sığındılar.  Hemen gözleri Varyas’ı aradı ve buldu… Tam da dün gece bıraktığı yerdeydi sağ omzunun bitişiğinde… El ele tutuştular. Tek kelime söylenmedi, tek öpücük verilmedi, bakışlar asla kesişmedi. Varyas işe gitmek için ayaklandı ancak nafile… Mathilda bırakmadı elini… Koca, iri gözlerini Varyas’a dikti. Son nefesini daha alamamışken geri verdi. “Sevmek “ fiili binlerce yıldır öyle ya da böyle var olmakta lakin ilk kez böylesine bir anlam kazanmıştı… Varyas doğrulup;

– “Mathilda, senin gözlerin ile bakınca bile bu hayat bu kadar çirkin mi?”

Mathilda tebessüm etti, odadaki çiçekler bu güzellik karşısındaki utançlarından toprağa geri çekildiler…
Mathilda ;
– ” İşe neden gidiyorsun?”

Varyas ;
– “Daha mutlu edebilmek için seni?”

Mathilda ;
-” Öyleyse burada kal…”

Varyas ;
– “Ne iş yaptığımı dahi bilmiyorsun?”

Mathilda ;
–  “Salakça şeyler… Aptal bir kâğıt parçası kazanmak uğruna vasıflarını ve bedenini satıyorsun. Oysaki sen benimsin…”

Varyas ;
– “Gidelim mi buradan? Kışın bile açan çiçeklerin olduğu bir yere ya da güneşin asla doğmayacağı bir yere? Tüm gece bizim olmalı… Belki Norveç?”

Mathilda güzel olan her şeyi değersiz bırakacak kadar tatlı bir gülümseme ile  ;
– ” Daha yataktan kalkamadık şapşal, Norveç’e nasıl gideceğiz?”

Varyas gülerek kalkıp iş için hazırlanmaya koyuldu.

Mathilda onu durdurdu ;
-” Ya bu gün ikimizden birinin yaşamının son günü ise? O zaman da işe gider miydin?”

Varyas ;
-“Hepimiz gönüllü olmadığımız şeyler yaparız; seni yalnız bırakmak gibi…”

Mathilda’nın gözleri doldu ve dedi ki  ;
-“Yapma istemediklerini, yalnız bırakamazsın beni!  Ya yarın yok ise? Akşam yok ise? Lanet olsun Varyas ya seni bir gün kaybedersem?”

Varyas tüm gücü ile sarıldı Mathilda’sına… Bir anlık bir cinnet gibi hızlıca toparlandı ve sadece üç beş parça bir şey aldı Varyas. Mathilda ne yaptığını sordu. Varyas ;
-“Evet yarın ya da akşam olmayabilir, o yüzden anı kurtarıyoruz. Kaçıyoruz sevgilim. Bu lanet medeniyetten, bu sabah altıdan akşam ona kadar çalışıp kendi halini düşünmeyen işçilerden, beni senin yanından alıkoyup işe çağıran patronumdan ve en önemlisi sensiz geçen her anımdan kaçıyoruz.”

Mathilda deliler gibi gülüyordu. Görmek istediği Varyas bu idi toparlandılar ve yola çıktılar. Gündüzler geceleri, ovalar dereleri getirirken, takvim yaprakları hoyratça koparılırken ve tarih akarken artık duyabildikleri tek ses kuş cıvıltıları olana kadar gittiler.
Artık medeniyetten tamamen sıyrılmışlardı. Sadece -yeteri kadar – besleniyor,  -yeteri kadar- uyuyorlar geri kalan vakitlerinde birbirlerini izliyorlardı.

Mathilda sordu ;
– “Bu hayatımızdan memnun musun? Parasız, evsiz, hatta yiyeceksiz ve giysisiz?”
Varyas donuk bir bakışla cevapladı ;
-“Biz şehirde iken sadece hayatta kalmışız… “Yaşamak” başka bir şeymiş…”

Artık her şey tam bir “ insan “ yaşamıydı. Aşkları dışında her şey durağandı ve yine anlatılmaya değer bir şey kalmadı… Aşkları dışında…

Angelus

Angelus

Mühim biri değil...

Tüm Yazıları >>>
Angelus

Latest posts by Angelus (see all)