Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü
Bir Sayfa Seçin

Artık vakit gelmişti. Kılıcını tekrar kınına soktu Vorgo . Yerdeki insan birikintilerine ve hala yürümeye çabalayanlara baktı. Öylesine uzundu ki bu savaş ilk günlerde ölenler çürümeye başlamıştı…  Zırhındaki kanlar cama çarpan yağmur damlası gibi aşağıya akıyordu. Miğferini çıkardı. Yeni yeni farkına varıyordu yaptıklarının. Korkmuyordu… Aksine zaten hep korkmuştu. Artık korktuğu şey olmuştu.
Evine gittiğinde kahraman olarak karşılanacak bir katildi o artık. Luna’sına artık aynı ellerle dokunamayacaktı belki…  Aynı adam değildi artık. Çok kötü bir şey yaptığı için büyük bir saygı kazanacaktı.  Savaşlar hep böyle değil midir ki zaten? Kazanan yazar tarihi… Yiten hep lekedir tarihte.
Kanlı toprakta bata çıka ilerliyordu Vorgo ve arkadaşları.  Ona yeni ünvanlar vermişti kopardığı her baş. Kararttığı her göz ve yıktığı her aile… Rüzgarda savrulan bir yaprak gibi savrula savrula yürüyordu geriye kalanlar.  Gürz ile ezilen başlar, balta ile parçalanan vücutlar ve kılıç ile alınan hayatlar vardı yerde. Metal, kan ve toprak karışımı bir şeydi zemin anlayışı artık.
Belki ömrü sonuna kadar çalışması gerekmeyecekti artık. O bir kahramandı. Çalışmaması da gerekirdi zaten. Çalışmadığı her gün af dileyecekti aldığı hayatlardan ve Tanrı’sından…
Hayat hep böyledir zaten. Bir tarafın refaha varması demek bir tarafın yok olması demekti. Yok etmek de Vorgo’nun işi idi. Belki tarih değişti ama Vorgo değişen tarihi görebilecek kadar açamadı gözlerini. Tarihte bıraktığı kara lekeyi ve yaptıklarını vicdanına affettirebilecek kadar büyük bir terfi yoktu insanlık ordusunda.
Elinde tuttuğu miğfer gibi düştü yere… Vorgo efendi güçlü bir savaşçı, yiğit bir adamdı, lakin zat-ı muhterem yaptığı seçimlerin etkisini yaşayacak kadar kudretli değildi. Haşmetli kılıcı tekrar çıktı kınından, saçları utancını örtmeye yetmiyordu.
Göğsünü delen ve onurunu zedeleyen bu dünyanın acısı, Vorgo’nun kılıcını, göğüs kafesini zorlarken ve kalbine saplanırken hissedilmez kılıyordu.
Gerçek dünyada vahşice olan her şey savaşta kahramanlıktı. Ve kazanmak sadece günahları örtmek için uydurulmuş bir fiildi. Ve harpler ile harap olmuş dünyada kahraman olmak soysuzcaydı…

Angelus

Angelus

Mühim biri değil...

Tüm Yazıları >>>
Angelus

. Angelus . (tüm yazdıkları için tıkla)