Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü
Bir Sayfa Seçin

Bütün yaşam kopmuş bir bileklik gibi boncuklarını yere düşürüyordu. İnsanlık, tarihin gördüğü en iğrenç sürümündeydi ve  kendisini değerli gösterebilmek için kavramlar üretti. Ve o kavramlara isimler verdi… “Ülke, bayrak, yaşam, ölüm, dil, din…” Koskoca bir evcilik oyunu var, ve bazıları bunu çok ciddiye alıyor.

Parmak izi farklı olan insanların neden amaçları ve hedefleri aynı? Daha iyi bir iş, dolgun ücret ve daha kaliteli bir yaşam? Neden sorun hayatı düzene sokmak? Düzene sokulmuş sokaklarda köşede titreyen kişilerden sorumlu olduğunuz halde görmezden gelmek? Medeniyeti biz kurduk ve öyle bir hale getirdik ki medeniyet ayrı bir seçim yapabilme şansına sahip oldu. Tıpkı kötü bir bilimkurgu filmi gibi. Artık selleksiyon medeniyete göre oldu ve o sokakta açlıktan titreyen kişi senin o güzel yaşamının yan ürünü, bir promosyonu gibi kaldı… Dini ritüellerde gereken insan kurbanı idi o. Ve işte tanrı da kendi dininde kurban edildi. Çehresi yanarken, insanlar neye ibadet ettiklerini hiçbir zaman hatırlayamayacakmış gibi dans ettiler.

Dünya, yani çeperleri belli, içinde ne kadar doğal kaynak olduğunu bildiğimiz dünya, ya da nam-ı diğer “Gaea” daha ne kadar tatlı bir anne suratı ile son damlasına kadar bizi besleyecek? Bize yaşam sağlayan toprağın, ayakkabımıza bulaştığında yeni öfke nedenimiz olması ve asla ve asla yenilemeyecek olduğumuzu düşünmemiz? Evet, kutsal kitaplardaki şeytanın ilk günahı ile baş başayız.

Ve son geldiğinde sizden ricam masayı terk etmemeniz malum içkiler daha bitmedi. Ve emin olun kalkmanıza değecek kadar değerli bir son değil bizimkisi, ben daha önce de gördüm, grafikleri ve özel efektleri kötü…

Hiç olmanın verdiği huzura!

Angelus

Angelus

Mühim biri değil...

Tüm Yazıları >>>
Angelus

. Angelus . (tüm yazdıkları için tıkla)