Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü
Bir Sayfa Seçin

Yaşanılanların anlatıldığı ve anlatılanların mitleştiği diyarlardaydı.  Gözünü arşa kaldırdı, O koltukta Baal mı yoksa Hüda mı vardı bilmiyordu.  Vecd’in son raddesinde idi. Ve görmek fiili artık gözle olmuyordu.  Tüm mitoloji bir aşk hikayesi miydi? Yoksa kanlı bir çarpışma mı?

Gözlerini son kez kırkıncı çiziği atılmış duvara dikti. Artık duvarların taş ya da kerpiç olması önem arz etmiyordu.  Taş zeminde toz yutuyordu.  Elini göğe kaldırmak isterdi şüphesiz, lakin düşenleri kaldıran Yehova mıydı yoksa Rab mı ? Yoksa o da hepimiz gibi Rabb’in de İbranice “ tanrı “ demek olduğunu unutanlardan mıydı? Hayır, o Vecd’in son raddesiydi! Ayrımları biliyor ve onların değersiz olduğunu algılıyordu.

Yeni doğan günde, kırkı doldurmuştu ve hiçbir şeyin ortasında her şeyi fark etmişti. Eli ile sakalındaki tozları savurdu.  İşte bu beden metanetin lügattaki tanımıydı. Hiçbir yerdeki kulübesinden yahut dergahından dışarı çıktı. Esen rüzgarın sesi ve savurduğu kumlar onu rahatsız etmiyordu.  Çünkü o artık bahşedilendi.

Ve bir kelime daha etmemek için dergahına döndü.  Yarısı beyazlamış sakalını, dilini keserken çıkan kan ile kızıla boyadı.  Çünkü gereksinimlerinden vazgeçiyordu ve konuşmak da onlardan biriydi.

Angelus

Angelus

Mühim biri değil...

Tüm Yazıları >>>
Angelus

Latest posts by Angelus (see all)