Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü
Bir Sayfa Seçin

Bugünlük ömrünüzden vermeniz gereken zamanı verdiniz mi patronlarınıza?  Alarmınızı kurdunuz mu yeni iş gününüze? Kravatlarınızı tasma gibi taktınız mı yine boynunuza?  Emlak vergisi hakkında konuşan adamı, kiracı olduğunuz halde boş bakan gözlerle dinlediniz mi saatlerce? Ya da altınınız olmadığı halde başka insanların, altına ne kadar değer biçtiğini merak ettiniz mi? Rakip takımın golcüsüne ettiğiniz küfürleri edebildiniz mi sizi tüm gün bir kere öpmeden çalıştıranlara?

Bayılırcasına otururken toplu taşıma koltuğunuzda, karşınızda gülen gençlere kınayan bakışlar attınız mı? Kuralın ta kendisi olmaya hazır mısınız?  Uçan Hollandalı’nın mürettebatı gibi geminin bir parçası oldunuz mu?

Çatlamak üzere olan bir orta direğiz değil mi? Çinvat Köprüsü önündeki ruhlarımız kadar terk ettik mi umutlarımızı? Ait olabildik mi yaşamda bir yere? Emekli olacağını düşünüyor musun hala? “İnsan Ne İle Yaşar” adlı romandaki açgözlü adam dışındaki bir şey olabildik mi? Tüm toprakları kazanmaya çalışırken ölüp bir metrekareye sığan adam hani, hatırladınız mı?

Etrafı idrak etmemizi sağlayan beynimizin,  nasıl çalıştığını bilmezken, ona tamamen güveniyor muyuz? Aslında, “Nedir?” ,”Nasıl çalışır?” bilmeden kararı ona aldırıyoruz değil mi? Yaptığımız şey yapmaya değiyor mu?  Yedi milyar modern homo saphiensten farklı olduğumuza inanıyor muyuz? Cennet dövdüğümüz kadınların ayaklarının altında mı hala?

Peki diğer konular? O kadına olan aşkımız sayılar gibi sonsuz mu? Yoksa oksitosinin ya da androjen grubundan bir steroid hormonu olan testosteronun etkisi ile doğru orantılı mı aşklarımız?

Yarın var mı gerçekten? Ben, ekran ya da kâğıttaki bir öğrenci, bir sicil kaydı yahut bir kimlik numarası olmaktan öteye gidebildim mi üstlerim için? Gerçekten bağırdı mı hiç zihnin vücudun kaskatı kesilene kadar “Neden?” diye?
Ufuk çizgisini kaç kere gördünüz hayatınızda?

Sahi “Shawshank Redemption”da gittikleri Meksika kasabasının adı neydi? Bizi büyütenler annelerimiz miydi yoksa baktığımız mecralar mıydı? İnsanları aldatabildiğimiz kadar iyi bir şekilde kendimizi tanıdık mı?

Tecavüzcümüzü takip etmeyi bırakacak mıyız?  Kendimiz mi olacağız yoksa  umarsızca sadece “Nasılsın?” sorusunu mu cevaplayacağız?

Angelus

Angelus

Mühim biri değil...

Tüm Yazıları >>>
Angelus

Latest posts by Angelus (see all)