Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü
Bir Sayfa Seçin

Siyah yahut beyaz olan bir odada idi. Duvardaki tablolar duvarı gizlemişti. Lakin dört mevsim yeşil olan ağaçlar kadar inatçı güzelliği duvarın rengini de tabloları da geride bırakıyordu.  Ahşap zemindeki savrulmuş hayal kırıklıkları ayaklarını kesiyordu. Küllük olarak kullanmak için saksıdaki solmuş çiçeklerinden birini aldı. Koltuğuna oturup ayaklarını sehpaya uzattı.  Tablodaki kadının yüzüne baktı.  Bir ressamın hayalindeki kadındı işte…  Gerçekte olmayan biri belki… Güzellik algısını değiştirebilen birkaç fırça darbesiydi. Saksıdaki kurumuş toprağa izmaritini bastırdı, başını arkaya yasladı.

Kaybolduğu karanlığa bir renk katmak istiyordu, dikkat çeken bir renk.  O adamla tanıştığı zaman üzerinde kırmızı elbisesi vardı. Kırmızı güzel bir renkti ve dikkat çekiyordu şüphesiz, çünkü adamın dikkatini çekmişti. Adam kırmızıyı ona yakıştırıyordu.  O adam ustura ile tıraş olan, modern dünyanın İkinci Dünya Savaşı sonrası Parislisi idi. Beyaz gömleğinin kollarını katlar ince siyah kravat takardı. Erskine A 1000 tıraş fırçası kullanırdı.

Kadın küveti su ile doldurdu. Hayır, reklamlardaki gibi bornozu ile değil, her insan gibi üzerindekiler ile… Yavaşça siyah şortunu çıkardı, bunu solmuş pembe, dar kısa kollu penyesini çıkarması takip etti. Ellerini arkaya uzattı sütyeninin kopçasını açmak için.  Eline onun usturası ve onun fırçasını aldı, özlemle  ağlayarak kendini sırt üstü uzandığı küvetin derinliklerine çekti.  Tüm yüzü su altında iken ağladığını kim bilebilirdi ki?

Karnından batırıp, başlayarak göğüs kafesinin izin verdiği kadar yukarı doğru çekti usturayı… Su kan ile bir anda kıpkırmızı kesildi ve artık ona yakışan rengin içindeydi.

Angelus

Angelus

Mühim biri değil...

Tüm Yazıları >>>
Angelus

. Angelus . (tüm yazdıkları için tıkla)