Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü
Bir Sayfa Seçin

Perde Altı

     Aşık olunca bile, kendimiz için seviyorduk sadece. Bazen başkalarının* yokluğu, sizin varlığınızı yenerdi. Çocukluğunuzda bile öyle olmuştu belki.  Hep gölgede kaldınız. Hatırladığınız tek şey halı desenleri ve parkeler. Tüm gençlik hayalleri gibi sönüyordu hayat...

Artakalan

Gecenin doruğunda Sabahın efkarında Ya da Gülhane Parkı’nda Çiçeklerin açtığı mevsimde Ya da solduğu mevsimde Papatyalar ayaklarına secde ederken Ben çirkin betimlemelerimde seni ararken Yarınlarım safi “sen” olmuşken Ve sen hala beyaz atlı prensini...

Ay Ve Gece

Hep aynı hayallerdeydi. Bir mezarlıkta sevgilisini, dolunay ışıkları kızın tenini kraliyet ailesinin mezarıymış gibi soylulaştırırken görüyordu ve bastığı topraktan fazla uzağa gidemeyeceğini anlıyordu.  Hayallerinin efendisi iken o kıza sarılamamıştı bile....

Vicdan

Son karardan önce, hakim sekiz celsedir gördüğü katile tekrar baktı. Sanığın saçları yüzündeki işkence yaralarını örtmeye yetmiyordu. Upuzun sakalının, sağ yanağına düşen kısmında bırakın bir kıl kökünü, deri parçası bile yoktu.  Ve işkencede sol gözünü kaybetmişti....

Ego

Kıyıdan baktığımızda çevremizdeki deniz kirli idi ve biz açık okyanusta bir yerlerde, bir noktanın temiz olduğuna inandık lakin ben asla yüzme öğrenemedim ve her boğulduğumda daha çok susmayı öğrendim. Ve “ben”  zamiri bile kişiye göre değişirken, neden “benim” olsun...