Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü
Bir Sayfa Seçin

Yatak yayı gıcırtısı ile karışık, kesik kesik tiz inlemeler vardı bakışlarında. Hayyam’a ;

“Bir damla şarap Tus saraylarına bedel,
Keykubad’ın Keykavus’un tahtından güzel
Sabaha karşı aşıkların iniltisi
İki yüzlü softanın ezanından güzel.”  Dedirtircesine güzeldi.

Lakin o da bir pagandı işte. Yıldırıma değil belki ama teknolojiye tapanlardandı. Korktuğunda boş evinin küçük odalarına kaçardı. Koca salonda kendi değersizliğini fark ederdi.  Odasının duvarları koyu renklerde idi.  Hem zengin göstersin hem de odayı küçük göstersin diye.  Çünkü oda küçük olursa korkuları oraya sığamaz sanırdı. Oysa nereden bilsin; o bile bir gün bir metre kare toprağa sığacak.  Saniye kadar ürkekti. “O ölmemiş!” diye haykırıp gözleri yaş dolu iken kahkaha atmak isterdi. Damarlarını belirgin kılan bembeyaz teni gece karanlığında bile parlardı.  Herhangi biri idi lakin bu hikaye için önem arz ederdi. Çünkü o dünya gibiydi. “Dün” ve”yarın”da değil, “şu an”da güzeldi. Fakat güzellik yetmiyordu.   Gürzlerle ezilmiş başların etrafında sineklerin cirit attığı bir savaş meydanında kazanan tarafın geriye kalan az sayıdaki askeri cesetler arasında arkadaşlarını ararken, askerlerden birinin pipo içip zafer türküsü söylemesi kadar güzeldi ve bir o kadar yardım çığlığıydı.

Kocaman ve kahverengi gözleri beyaz tenine, mehtabın denizle olan uyumundan bile daha fazla yakışıyordu.  Her zaman gaipten bir husumet duyuyor gibi bakardı. Korkak lakin kararlı. Ve yine küçük dursun diye koyu renge boyadığı odasında kararlı bir şekilde karaladı kâğıdı.  Ve o da ; herkes gibi birilerine gitmeyeceğine dair sözler verip sonrasında o sözleri tutmadı.  Keder yaydı sevdiklerine, son kelimelerini bıraktı dünyaya ve yitip gitti.

“Bir gece daha nefret et benden
Son olsun bu gece nefret edilen
Bir kez daha yaşa bu gece
Son olsun bensiz geçen”

Angelus

Angelus

Mühim biri değil...

Tüm Yazıları >>>
Angelus

. Angelus . (tüm yazdıkları için tıkla)