Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü
Bir Sayfa Seçin

   Ağlayarak uykuya dalmıştı. Rimeli yastığa bulaşmış, mavi gözleri bir daha açılmamak üzereymiş gibi kapanmıştı. Gözlerini devirdiği yerden “belli ki kara haber var”dı. Aşk, arada mesafeler var iken üzücüydü pekiyi arada toprak var iken? O zamanı betimleyebilecek olan bir babayiğit var mı aranızda?

Tanrıya inanıyordu mavi gözlü kahramanımız çünkü; gidenin yeri çürümek değil, cennetin nuru olmalıydı. Takati yahut mecali yoktu ağlamaktan intihar etmeye. Kerem gibi Aslı’sını değil, “aslını” kaybetmişti mavi gözlü ağlak arkadaşımız.  Yıllar sonra bile boş duvarlarda cemalini görüyordu. Lakin toprağa gömdüğü gibi gömdü kendi gönlüne. Güzel bir kızdı. Bunu da belki atlatırdı. Başka adamlar mı yoktu? Vardı ulan! Nasıl yoktu?! Hatta belki yitenden daha çok sevecek birileri vardı.  Daha güzel sevecek birileri… Lakin onlar yiten değildi! Onun gibi sevemezdi.

Kadehler ona kalkardı masalarda. Deniz yolculukları yapılmazdı, onun gömüldüğü toprağa temas edilebilsin diye. Tanrı onsuz kalmak istememiş olmalıydı ki o kadar erken yanına almıştı. Bir sonbaharda güzel çiçekler gibi göçmüştü. Ve bu sebepten bir daha hiçbir zaman sonbaharda çiçek açmadı.

Oysaki “nedenini, niyesini sormadığı” bir yaş günü gecesi 3.00’de garip bir haber idi. Bu sebepten yaş günleri kutlamazdı. Ve mavi gözlü arkadaşımız da göçüp gitti bir gün. Anlatılacak bir şey kalmadı buralarda…

Angelus

Angelus

Mühim biri değil...

Tüm Yazıları >>>
Angelus

Latest posts by Angelus (see all)