Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü
Bir Sayfa Seçin

   Bir pul kadar değersiz ve bir o kadar gezgindi. Bu koca vadide çantasındaki yükten daha fazla ağırlık yapıyordu umutları.  Güzel kokan sakallı adamlar aşkı ona yanlış anlatmış olmalıydı.  İşte yine yollardaydı.  Bir gece daha yan yana yatabilmek isterdi şüphesiz sevgilisiyle, kız Balzac’a  sarılmasa  dahi.  Sahi, gece uyurken sarılmayanlar sabah ne kadar aşık kalkabilirdi?  Ya da biten bir gecenin sonunda bitmeyen şeyler vuku bulabilir miydi? Bu cevapları arıyordu Balzac.

Her ağaç gölgesinde onu aradı.  Her açan çiçekte “Acaba o bu taç yaprakların arasında mı?” dedi.  Ayakkabıları yırtılana kadar, battaniyesinin bir parçasıyla ayaklarını sarıp sonra o battaniye eskiyip yenisini ayaklarına sarana kadar yürüdü.  Yerdeki karıncaları dahi takip etti, belki sevgilisine hizmet ediyorlardır diye…

Kız ise; aylarca dışarıda kalıp, sonra kendi evinizde yattığınız ilk gece kadar güzeldi. Flamasız bir dünya kadar güzeldi.  Sevgili olduğunuz halde, hala çaktırmadan bakmaya çabalayacağınız kadar güzeldi. Hatta güzelliği korkunçtu.  Lakin Balzac bulamadı onu bu vadide. Burada bir yerlerde olmalıydı işte. Yer ve göğün arasında olması gerekmekte idi. Günler yerini aylara bıraktı.  Balzac kızı bulamadı.  Dağ doruklarında seraplar gördü. Ve ölüme her yaklaştığında vaha değil kızı gördü.  Kızı böylece buldu ama gerçek aşk kızda değil Balzac’daydı.

Angelus

Angelus

Mühim biri değil...

Tüm Yazıları >>>
Angelus

Latest posts by Angelus (see all)