Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü
Bir Sayfa Seçin

Klasik sorgu sahnelerinden birinde idi.  Işık başını aydınlatıyordu. Kaşlarının gölgesi yüzüne düşüyordu. Polisler görülmüyordu.  Sadece darp aldığında, polislerin ellerini anlık görüyordu. Ve konuşmaya başladı;

– “ Plan benimdi aslında. Beyaz bir araba kiraladık. Çünkü en yaygın kullanılan araç rengiydi.  Araba mezarlığından beyaz bir aracın ön ve arka plakasını çaldık, bizim araçtaki ile değiştirdik. Freyja, bana ve Saila’ya makyaj yaptı. Kadın gibi giyindik. Aracı İzra kullanacaktı ve araçtan çıkmayacaktı.  Freyja bizle gelmeyecekti. Çünkü onun işi soygun öncesinde etrafı kolaçan etmekti. iki ay boyunca düzenli olarak kuyumcunun karşısındaki kahve dükkanında oturup gazetesini okudu. Soygunda görülmesi büyük riskti. O sebepten o kararlaştırılan evde bekledi. Kuyumcuya sadece ben ve Saila girdik. İzra arabada motoru çalışır şekilde duruyordu.  İçeri girdik. Bayıltıcı mermi ile çalışan tek kişiyi vurduk. Vitrindeki malları aldık ve 78 saniye sonra çıkış yaptık. Plan aslında çok basitti. Polis, güvenlik kameralarında kadın kıyafeti giymiş kimseleri gördüğünden ve  başa geçirilen kadın çorabında ruj lekesi göreceğinden kadın arayacaktı her beyaz arabada.  Araca atladık. Araç bir kilometre sonra ormanlık bir araziye saptı. Orada, aracın gerçek plakası takılacaktı.  Hurdalıktan alınan plaka, silah, altınlar ve kadın giysileri tek bir çantaya kondu ve bana verildi. Araç kararlaştırılan güzergahta ilerlerken polis yolu yarmış ve yanlış plakalı beyaz bir araçta üç tane çıtır kız arıyor olacaktı. Malum Saila erkek olmasına rağmen güzel bacakları vardı. “ dedi ve güldü çaresizce. Sonra devam etti;

“ Araç durdurulup aransa bile içeride hiçbir şey bulunamazdı. Ben ise ormanın az ötesindeki durakta otobüse binip Freyja’nın evine gidecektim, elimde 50.000 dolarlık bir çantayla. 1 haftalık gıda stoğumuz vardı. Aracı geri teslime sadece İzra gidecekti. Ve her şey normale dönünce plakalardan, silahtan, giysilerden, hatta makyajımızı temizlediğimiz ıslak mendillerden dahi gömerek kurtulacaktık.  Nitekim plan işe yaradı.  Soygundan 1.5 saat sonra güzeller güzeli Freyja’mın evinde buluştuk.  Araç trafikte iken polis tarafından aranmış, İzra çekinse de, Saila şüpheye mahal vermemiş. Tahmini 50.000 dolarlık bir vurgundu. Ancak tek sorun, altını elden çıkarmak olacaktı. Altınları eritip kendi yaptığımız külçe kabında donduracaktık.”

Polislerden biri söze karıştı;
– “ Külçe altının seri numaralarını nasıl hallettiniz?”

– “ Çok basit. Bir tane gerçek külçe altın aldık. Hepsini onun seri numarasında bastık.  Ve zaten plan hemen elden çıkarmak değildi. Birkaç ay bekleyecektik.  Kara bir yol bulursak oradan akışı sağlayacaktık. Birinci ayda İzra ve Freyja çok gerildi. Hemen çıkaralım ve bitsin dediler.  Kibrit çöpü çekiştik kısa olanı ben çektim.  Her ay birer tane elden çıkardık. Para harcanmadı. Hep farklı illerde bozdurduk.  Lakin işte aç gözlülüğümüzden yakalandık. Son iki külçeyi altınımız kalmadığından 980 gram olarak bastık.  Ve işte elden çıkarırken yakaladınız beni. “ dedi.

Polis;
– Diğerleri nerede peki şu an? Freyja, İzra ve Saila?

Zanlı;
– “Germo Havalimanı’nda check-in yapıyorlardır.  Her zaman İskandinav ülkelerine ilgi duymuştuk.  “

Polis ;
– “Onlar hayatlarını yaşarken hapiste çürür müsün? İşbirliği yap.  Onları da yakalayalım. Güzelim planın onları cennete, seni cehenneme sürüklüyor bak… “ dedi

Zanlı;
– “ Bertolt Brecht’in dediği gibi, “Sürünür yerlerde sizin gibi biri, siz yukarılarda uçtukça” “

Polis;
– “Yani yakalanmak vardı zaten risklerin arasında? Hayatını, güzelim gençliğini, iyi bir üniversiteyi çöpe atmak vardı? Birinin rızkını yediniz. Organize suç işlediniz planlı bir şekilde…  Bu seni müebbet hapse atmaya yeter.”

Zanlı;
– “ Hayır. Adama zarar vermedik. Zararı sigortası karşılayacak.  50.000 dolar bize çok gelse de, o büyük sigorta şirketleri için sadece bir imzalı kâğıt parçası.  Ve aslına bakarsanız silah bayıltıcıydı.  Yani kasıtlı cinayet dâhi yok. 25 yıl en fazla yerim bence. “ dedi.

Polis;
– “Bu adamları yakalamamıza yardım et.  Planı onlar kurdu de. Silahı Saila ateşledi de. 7 yıla çık. Tanık korumaya alın.  Şu kaçtığın askerliği dâhi yapma.  Kimse vatan haini demez sana?

Zanlı;
– “ Bedenim burada olabilir lakin ruhum onlar kadar özgür. İlk kez sevdiklerim için bu denli güzel bir şey yaptım. Saila ,İzra ve Freyja  bar, bar Norveç’i gezerken ben onları hayal edeceğim. Mutluluktan gözümden yaşlar gelecek. Çünkü; bu dünyadaki en büyük mastürbasyon sevdikleriniz için kendinizi feda etmektir. Askerliğe gelince; eğer o benim “vatani” görevim ise ben neden vergi veriyorum? Devlet ne kadar çok görev yüklüyor bize?  İkisi de vatani görevim ise, karayolu kullanırken ya da köprüden geçerken neden para veriyorum?  Asıl en büyük organize suç devlet değil mi amirlerim?  Rütbeleriniz, apoletleriniz de olsa şu an ben oturuyorum ve siz ayaktasınız işte. Ben savaşımı kazandım. Sevdiğim kadını ve arkadaşlarımı mutlu ettim. Hem de tüm meslek hayatınızda sizin eşlerinizi etmediğiniz kadar.  Onlar göktaşları kadar özgür.  Ben burada bir insanın ulaşabileceği en üstün orgazmla oturuyorum. Sisteminize ve sinirlerinize zarar verdim.  Hapse düştüğüm için askere gitmeyeceğim.  Sevdiklerim mutlu. Oyun bitti sayın memurlar.  Ben kazandım.  Ordularınızı, kolluk kuvvetlerinizi,  araçlarınızı, kameralarınızı, mermilerinizi, silahlarınızı, radarlarınızı atlattım. Ve bilerek bu kadar basit bir hata yaptım ki yüzünüze mutlu bir şekilde bağırarak “Ben kazandım işte. “  diyebileyim. “ dedi.

Polislerin kanı dondu. Suratından kanlar akan bu genç, tüm teşkilatı satrançta yenmişti. Ve polisler piyon olmakla o kadar meşguldü ki savaşı sadece şahın kazanacağını unutmuşlardı. Ve maalesef ki; “o güzel insanlar, o güzel uçaklara binip gittiler.”  Sahi gerçek vurgun kuyumcudaki miydi? Yoksa içindeki bütün güzellikleri Freyja’ya kendi rızası ile veren zanlının bedenindeki miydi?

Angelus

Angelus

Mühim biri değil...

Tüm Yazıları >>>
Angelus

Latest posts by Angelus (see all)