Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü
Bir Sayfa Seçin

Çok gergin bir şekilde çaldı kapıyı. Liva, üzerinde sade, şık bir siyah elbise ile açtı kapıyı. İçeri buyur etti. Kot pantolonunun üzerine giydiği beyaz dar gömlek ve siyah ince kravatlı Vongard, sevgilisi Liva’nın papyon sevdiğini biliyordu lakin uzun sakalı yüzünden papyon pek doğru tercih olmayabilirdi ve büyük olasılıkla sakalının altından görülmezdi.  Liva şık siyah elbisesi ile Goldberry (*)  kadar güzel görünüyordu. Siyah, dantel eldiveni ile kusursuz güzellikte olan Liva’yı görünce, neden bu kadar rüküş giyindiğini düşündü. Hem de bu büyük günde… Sevdiği kızın ailesi ile tanışırken kot giyiyordu…

İçeri girdi.  Yemek masasının son eksiklikleri tamamlanıyordu. Aile bireyleri kalktı. Vongard ile tokalaştılar. Yemek masasına oturuldu. Bütün o rahatsız edici bakışlara şüphesiz Liva için katlanacaktı, çünkü Liva çok ağır bir rahatsızlıktan sonra alınan ilk sıhhatli nefes kadar güzeldi. Ve Liva’nın babası klasik soruların en can alıcılarına geçmişti;
– “Liva mesleğinden bahsetti lakin tam olarak gıda mühendisliği nedir idrak edemedik, açar mısınız bize biraz?” dedi ve portakal suyuna uzandı.

Vongard;
– “ Aslında daha çok gıda kimyageri diyebiliriz. Örneğin; uzandığınız meyve suyunun bütün ülke genelinde aynı tadı verebilmesi gerekiyor. Her paket aynı tada sahip olmalı değil mi? Peki sizce Colderia Gıda Şirketi ürünleri için gerçekten reklamlarındaki gibi eşit ücret verdiği çiftçiler ile mutlu bir şekilde, en güzel meyveleri toplayıp mı bu tadı her pakette tutturuyor? Bence hayır. Hatta çiftçi yok ortada. İşçi var.  Birkaç yıla makinalar olacak. Yerde yetişen bitkiler için bu uygulamaya çoktan gidildi. O çiftçi rolündeki amcaya 60 dolar anca verildi. Ve evet meyveler de taze ya da güzel değil. Kasalar ve konteynırlarla… Taşıma maliyeti düşsün diye deniz yolu ile tarlaların olduğu ilden, fabrikanın olduğu ile taşındı.  Ezildiler, bayatladılar ve evet gelen portakalın 3 katı kadar meyve suyu yapmalıyız? Ama nasıl?  Bunların şurubunu yapıp birleştirelim. Sonra su vesaire katarak ürünün miktarını yükseltiriz. Ben tam olarak burada sıvı ve tat balansını sağlamak adına devreye giriyorum.  O şuruba ne kadar şeker atılmalı ona karar veriyorum. Yanlış anlamayın, sağlığınız umurumuzda değil.  Sadece ürünün tüketici yelpazesi geniş olmalı. Az şeker daha düşük maliyet ve çok tüketici demek.  Siz bile gidip 5 kilo portakal alsanız ve beraber sıksak her bardak ayrı bir tat verir.  Ama neden tonlarca portakal aynı tadı versin? Evet, biz doğanın damak tadını beğenmeyip onu değiştirenleriz aslında.”

Baba şaşkın bir bakışla;
–  “Colderia binlerce kişi tarafından tüketilen bir marka. Dünyada lider olan bir marka, teftişlerden geçen ve bunların ötesinde çocuğumuza verdiğimiz sütü bile aldığımız marka. Tabi ki de dediğiniz kadar kötü olamaz.” Dedi kuşkucu bir bakışla.

Vongard;
–   “ Tabi ki de o kadar kötü değil. Daha kötü.  O süt çıksın diye ineklere vibratörler ile tecavüz ediyoruz biz. Sürekli makine emiyor göğüslerini.  Hormon iğneleri ve hormonlu gıda ile hayatlarını karartıyoruz. Daha önce hiç gün ışığı görmemiş ineklerden bahsediyorum. Hem gıda terörü bunla da bitmiyor. Süt raf ömrü bir gün iken yaptığımız kimyasallar ile onun raf ömrünü bir hafta bile yapabiliyoruz. Ayrıca zayi olan inekleri de anlaşmalı olduğumuz Mordella Fast Food’a satıyoruz. Ve bakın her kutuda yine aynı tada sahip içecekler var. Rastlantı mı?  Hayır. “

Baba;
– “ E, meyve sularını parçacıklı bile yapıyorlar artık?”

Vongard;
– “ Kabuğunu bile içiriyoruz. Harikulade bir finans ve pazarlama zekamız var.”

Baba şüpheyle baktı. Liva çok gerilmişti. Onun için babasının Vongard için diyecekleri çok önemliydi;
– “ Bu iş böyle ise gerçekten, bunu bilerek yapan birine kızımı nasıl emanet edebilirim?” dedi iğrenerek.

Vongard;
– “Parası iyi. Tamam, şaka bir yana iğrenç bir şey evet.  Ama “Bu yolun sonu hayır değil.” demeyin çünkü yolun ta kendisi de şerrin içerisinde ve bu şerrin içerisinde dertlerime derman olacak tek şey Liva…  Sizi temin ederim Liva ileyken yıl dönümlerini değil her anı ayrı ayrı kutlayacağım. Onu öyle seveceğim ki anne şefkati bile anılmaz olacak. Hatta sizi aramayacak bile.” Dedi.

Masada, konuşma ve bazen münakaşa devam etti lakin Liva masanın altında Vongrad’ın elini bir saniye bile bırakmadı.  Belki sevgi karın doyurmuyordu lakin bu yaşamda para kazanma yöntemleri o kadar iğrençti ki tok karınlarla aşkı kirletmeye gerek dahi yoktu. Vongrad için Liva, Liva için Vongrad vardı ve var olmaktaydı ve belki de var olacaktı!

(*) Goldberry, Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği adlı kitabında geçen Tom Bombadil’in elf olamayacak kadar güzel olan hanımının adı. (Ayrıca bknz: Altınyemiş)

Yazar Notu; Yazıdaki imlâ hatasını fark edip beni uyaran sevgili okur, umarım gönlünüz gibi güzel bir hayat yaşarsınız.

Angelus

Angelus

Mühim biri değil...

Tüm Yazıları >>>
Angelus

. Angelus . (tüm yazdıkları için tıkla)