Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü
Bir Sayfa Seçin

   Bir dönüm noktasıydı işte, deniz kenarındaki parkları rakı bile ısıtamıyordu. Aranmadığınızı bilmektense telefonunuzun kapalı kalması daha iyiydi. Sanki sizin tercihinizmiş gibi duruyordu.  Umursanmadığınızı bilmektense bu sanki sizin seçiminizmiş gibi davranıyordunuz. O karavana binip sahil, sahil gezmeyecektiniz. Şu an elinizi tutanlar, yarın orada olmayacaktı. Ailelerimizin evcil hayvanlarıydık. Pavlov’un olmasa da, ebeveynlerimizin köpekleriydik.  Bir tarafı okyanus, diğer tarafı bozkır olan yollarda, üzeri açık, kırmızı 59’ model bir Eldorado ile ilerlerken radyoda “Born  To Be Wild” çalmayacaktı  ya da  bir sabah trenle ilerlerken yataklı vagonunuzda sevgilinizle beraber Karpatlar’a bakmayacaktınız.

Hayatınızın en romantik anı Fransa’da  “Café des 2 Moulins”’de değil belki de bugün mutsuz olmuş ve o mutsuz halleri ile evlerine gidip uyumayı planlayan insanların –çünkü yarınki işgünlerinde mutsuz olmak için enerjiye ihtiyaçları var- kullandığı bir metro çıkışının önündeki bir vergi dairesinin merdivenlerinde olacaktı. Lakin insan hep tamahkârdır. Asla yetmeyecek.  Asla olduramayacak ve asla kendini öldüremeyecek.  Ve nedendir bilinmez hep varoluşuna bir bahane arayacak –sanki varmış gibi- ve nedendir bilinmez (!)  varoluşuna bir bahane bulamayacak -sanki varmış gibi-…

Angelus

Angelus

Mühim biri değil...

Tüm Yazıları >>>
Angelus

Latest posts by Angelus (see all)