Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü
Bir Sayfa Seçin

Siyaset ve bürokrasi gerçekten eşit olmak için çok uğraştılar her şeye karşı. Öyle ki ortak özellikleri “bekletmek” olan bu iki sanat, barışa bile eşit davranıp diğer her şey gibi onu da askıya aldılar. Edebiyat ve diğer sanatlar sadece yandaş olursa devletten hibe alabiliyordu. Tıpkı her zamanki gibiydi kısacası… Sonra, abartmadan, kısaca, ağustos ayında ağaç gölgeleri kadar güzel olan mühendis kız, içeri girdi.  Şirketin CEO’suna baktı. Adam, kıza; “ Otur” dedi, masasının önündeki sandalyeyi eli ile işaret ederek. Kadın Gorandes Mühimmat Şirketi’nin mühendislerinden biriydi ve hemen söze girişti;

– “ Sayın Derjet, benim işim sabah 9.00’dan akşam 18.00’a kadar bir insanı daha hızlı, daha seri ve daha az tepmeyle nasıl öldüreceğimi hesaplamak. Ve bu işi sadece parası iyi diye kabul etmedim, bu işi bir ideal uğruna kabul ettim.  Devletimin beni koruduğunu düşündüm hep. Lakin artık iş çığırından çıktı, sokaktaki adamları bile vurmaya başladık. Ve artık katlanamamaktayım.” Dedi ve derin bir nefes alıp sustu.

Bay Derjet sahip olduğu Fransız aksanıyla;
– “ Evet gerçekten garip “ dedi onaylarcasına sonra umursamaz bir şekilde devam etti; “Lakin garip olan devletin silah ile masum birini vurması değil, sorun sizin bunu düşünüp umursamanız. Bizler, birileri ölsün diye silah tasarlamayız. Bizler silahları satmak için tasarlarız. “Kabzası elinize oturdu mu?” ya da “Dipçiği duvarınızın rengine uydu mu?” diye sormayız. Biz sadece satarız. Bütün şirketlerin yaptığı gibi, bir ürün tasarlar ve onu reklamlarla güzel gösterir sonra satarız. Devlet masumları tabi ki öldürür. Aslında ne var biliyor musun Vedia, sahi size adınızla seslenebilir miyim?” diye sorarak bir anlık olsun konuşmasını böldü. Panama için kanalı ne kadar önemli ise, o kadar güzel olan kız, başıyla Bay Derjet’ye izin verdikten sonra devam etti; “ Aslında ne var biliyor musun? Ben bir anarşistim. Yani tam bir anarşist anarşist değilim. Sadece belirli eylemlerim anarşi içerikli. Biliyorum,  şimdi siyah dar kot pantolonu giyen, Nietzsche’nin adını bir kerede yazamayan insanlar bana bakıp “ Anarşist yoktur çünkü anarşi “-izm” almaz “ diyecekler ama her gün kalkıp toplu taşıma ücretlerini ödeyip işe ya da okula giden insanların birileri ölünce, sağda solda miting yapıp “ O ölmedi” diye slogan atıp, en fazla bir seneye unutanlar gibi anarşist değilim.  Bence her etki bir tepki gerektirir. Bu yüzden Desert Eagle hala favori silahımdır. Devletin yaptıkları da bir tepki gerektirir. Ama insanlar yeterli tepkiyi gösteremiyor. “ derken Vedia sözünü kesti;

– “ Sizce tepki nasıl olmalı?”

Bay  Derjet devam etti;
– “ Bence tepki umursamamak olmalı.  Sevgilinizden ayrılıp, ilk kez onu kafede başka bir çocukla görünce takınmaya çalıştığınız zavallı tipleme gibi. Umursamamalıyız devleti. Onun işleyen çarkları biziz.  Bu fabrikanın güvenlik talimatları eksik, geçen bir sene içerisinde on dört işçi uzuvlarını kaybetti.  Ve hepsi de iktidar partimize oy atmaktaydı.  Biz bu devleti hak ediyoruz. Ve ben de en anarşist eylemi yapıyorum. Palahniuk tarzı bir anarşi;  Ben yedi milyardan en az beş milyarını öldürelim diyorum ki, kalan iki milyardan on dört tanesi uzuv kaybedince bu önemli bir şey olsun. Bu, beş milyar, sen ve benim sevdiğimiz kişiler olabilir. Hatta sen ve ben bu gruba dahil de olabiliriz. Korkunç bir plan olabilir. Ama sadece bir bakış açısı. Bizler gerçekleri görüyoruz. Bizler fazla çoğaldık.  Ve doğadan, selleksiyon görevinin devralınması gerekmekte. Bu işi ben üstlendim. Bizler katil değil, teknik olarak devrimcileriz. Hem de gerçek devrimcileriz. Devlet bize muhtaç. Onla işimiz kalmayınca silahı onun düşmanlarına satacağız. “

Vedia ;
– “ Aşık olduklarınızdan da bu denli vazgeçebiliyor musunuz? İşe yaramayan projeleri çöpe atabildiğiniz gibi? RQ-29’un çizimlerini görüp “İşe yaramaz.” Deyip çöpe attığınız gibi?”

Bay Derjet soğukkanlı bir şekilde devam etti, adam buzdan yapılmış olmalıydı;
– “ Aşk çok özel bir şey değildir. Bir zamanlar ben de yirmilerimdeydim. Her anı bir “dönüm noktası” sanırdım lakin hayatlar o kadar değersizdir ki, dönüm noktaları yoktur. Çünkü her nokta aynıdır. Çünkü her bitiş aynıdır. İnsan hayatı değerli olsa tam olarak (saatini kontrol eder) şu an fabrikadan ayrılan beş tırdan önde gideni yedi yüz adet B-234 taşıyor. Şarjör kapasitesi 40, her mermi saatte ortalama 800 km gidiyor. Son mermi namlu ısıdan genişlediği için basınç yetersizliği ile 400 km gidiyor. Menzil 1 kilometrede etki ediyor. 500 metrede kesin ölüm. İnsan hayatı değerli olsa, insanlar “O ölmedi!” demek yerine bu tıra saldırırlar. Lakin hayır, onlar sadece slogan…  Projeye ve aşka gelince; ikisi de aynı şeydir benim için; çünkü her şey aynıdır.  Projeye kadına baktığım gibi bakarım, ilk kalbimle, her detayına bakarım, kabzası ve namlusunun işlemeleri nasıl diye… Ondan asla vazgeçmeyecekmiş gibi. Sonra istatistiklere bakarım, kadının kelimelerine, aradığımı bulamazsam üzülürüm, üzülünce sinirlenirim.  Bir kadını ilk en üst noktada severim belki hak eder diye, sonra kesinlikle saçmalar. Tıpkı RQ-29’un talime çıksaydı yedinci mermiden sonra saçmayalabileceği gibi… Ve hızlıca “en üst noktada sevmek”ten, “sevmek“ noktasına düşeriz.  Sonra beynimiz ile karar veririz, girilecek masrafa değecek mi? Kârı, masrafından -ki masrafı vidasından, nakliyesinde görev alacak tır şoförünün maaşının sevkiyat başına düşen geliri de dahil- beş kat yüksek değilse sevmek yerini hızlıca tek gece, içkiliyken zevk olsun diye kullanmaya bırakır. Çünkü hayat aynı tutkuyu uzun süre hissetmek için fazla kısadır ve hayat yanlış kişi ile geçirilmeyecek kadar değersizdir.  Çünkü yanlış kişi o hayatı cehenneme çevirir ve uzunmuş gibi yaşatır. Ve kimi seçerseniz seçin o yanlıştır çünkü doğru kişi yoktur.  Bir silahı kusursuz kılan şey hayatı ve kadınları değerli kılar…  Öldürmesi… Erken biten her şey güzeldir tatlım. Eğer bu dünya Mısır ise, bizler onun Nil’iyiz. Şah damarıyız. Şimdi git bana öyle bir silah tasarla ki dünya güzel gelsin…

Vedia gülümsedi istifasını alıp buruşturup kalkarken anlık bir merakla sordu;
– “Sahi favori silahınız hangisi? Yani en geniş kapsamda? Sadece el silahı değil?”

Bay Derjet tebessümle cevapladı;
– “Gerektiğinde yanımda olan… Hayatta kalmak bu kadar basittir. Bahaneler, tercihler hayatını değerli gibi göstermeye çalışan salakların işidir. Hayat asla tercih meselesi değildir, hayat her zaman sadece bir yönelim meselesidir.”  Dedi  ve bir işçisine daha aynı konuşma ile hakim oldu.  Çünkü Vedia da özel değildi. İstifaya gelen iki mühendis toplamda beş çalışandan sadece biriydi…

Angelus

Angelus

Mühim biri değil...

Tüm Yazıları >>>
Angelus

. Angelus . (tüm yazdıkları için tıkla)