Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü
Bir Sayfa Seçin

   Nuşirevan-ı Adil iken, Haccac-ı Zalim idi. O halde dinlerin vicdan üzerinde pek de sözü yoktu.  Aşkın nasıl sözü olacaktı ki? Işıklar sönünce herkes karanlığa gömülürdü. Kanımız bir günde damarlarımızda on iki bin mil ilerlerken, biz yaşamlarımızda bir arpa boyu yol gidemedik. Bir halta yaramadan yine sabaha çıktık işte. Yine çiçeklerin solduğu mevsimde yalnız kaldık. Tanrı’nın sorumsuzluğunun cefasını biz çekiyorduk.  Her gece güneş yeniden ışıldasın diye, o doğana kadar bekledik. Belki sokaklarımız aydınlandı ama hayatlarımız yeni doğmuş günde, akşamdan kalan sokak lambası gibi çaresizce son parıltılarını saçıp belirginliğini yitiriyordu. Lambanın son demleriyiz. Tarih boyunca yıkılan bütün şehirleriz ve kaybedilen bütün savaşlarız, ırzına geçilmiş her köleyiz biz.

Sanat, sadece bir avuntu. Bu köleler hayal edip, o hayaller için biraz daha çalışsın diye var. Dünyayı güzel gösterme çabası ve anlamsız hayata birazcık da olsa gaye koyabilme arzusu… Kimse, kimseye kavuşmadı aslında. Yazar sadece tatlı bir masal anlattı. Nef’i bile şahları övmekten sıkılmıştı. IV. Murad da en sonunda ona hiciv yazmayı yasakladı. Lakin Nef’i adının aksine faydaya bakmadı ve yazdı…  Sahi gerçekler odunlukta kementle boğularak öldürülebilir mi?

Tahir beğenmese de kelb (*) gibi yaşadık.  Kelb gibi geberdik.  İzzetinefsi düzülmüş hayatlara methiye düzmeye de gerek yok, ağıt yakmaya da…

(*)”كلب   “ (kelb) Arapça ve Osmanlıca’da “köpek“
Tahir Efendi ile Nef’i bu kelime üzerinden  birbirlerini taşlamışlardır.

Angelus

Angelus

Mühim biri değil...

Tüm Yazıları >>>
Angelus

Latest posts by Angelus (see all)