Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü
Bir Sayfa Seçin

Bentro, elleri kelepçeli bir şekilde karakolun alt katındaki nezarete götürüldü.  Bir beyaz yakalı köleydi. Vergi cezası yüzünden gözaltına alınmıştı. Gergindi lakin şirketin avukatına güveniyordu.  Nezarethaneye girdi, memur onun kelepçelerini çözdü. İçerde uzanan, tahmini akranı olan bir kişi daha vardı.

Memur, Bentro ile alay edercesine;
– “ Evin kadar konforlu değildir ama en azından bağışıklığın güçlenir burada .“ dedi pis pis sırıtarak.

Akran;
-“ Adama rahat ver, belli ki ilk kez düşüyor buraya uğraşmasana .” dedi istifini bozmadan…

Memur;
– “ Uğraşırsam ne olur dümbük?” dedi.

Akran doğruldu, kalktı ışıkta yüzü belirgin olunca çapraz şekilde yüzünü ikiye yaran dikiş izi de belli oldu. Saçları uzun, dalgalıydı üzerinde bol kıyafetler vardı. Memura yaklaştı ve sert bir bakış lakin çok yavaş kelimelerle;
– “ Sen omzunda ülke bayrağı olan bir apolet taşıyorsun, sana amirin “ Ye!” demeden yiyemez, ”İşe!” demeden işeyemez, “Döv!” demeden dövemez “Vur!” demeden vuramazsın… Bu senin için zayıflık. Öngörülebilir kılıyor seni. Bir diğer taraftan ben ise, tahmin edilemezim. Senin ne yapabileceğini çok iyi biliyoruz, ama beni tahmin dahi edemeyiz.” Dedi.

Memur sinirli ve korkak bir gülümsemeyle nezaretin kapısını kapadı. Ve;
-“Çürüyün” diyerek gitti. Ayak sesleri gittikçe uzaklaştı ve en son bir kapı daha kapandı. Başka ses kalmadı.

Bentro;
-“ Teşekkür ederim… Bendeniz Bentro Casarini” derken sözü kesildi.

Akran;
– “ İsimlerimiz önemli olsaydı, onları biz koyardık. Ayrıca rica ederim.” Dedi.

Bentro;
– “ Dört trilyonda bir ihtimalle doğduk biz.  Adımızın şans eseri konması mı rahatsız ediyor seni? Bazı şeyler tercihlerimiz dışında gelişir.” dedi gülerek.

Akran;
– “ Bazı şeyler mi? Aslında her şey tercihlerimiz dışında gelişir. Kendinizi değerli kılmaya çabalamayın. Ha ama çok dert ettiyseniz adım;  Hobol ve bendeniz tabi ki de masumum.”

Saatler ilerledikçe içki masasından farksız bir ruh haline büründüler. Yavaşça uyukluyorlardı. Bentro;
– “ Ne işle meşgulsün?” dedi

Hobol;
-“ Var olmakla… Yani mevcudiyetimiz için öylesine gözümüzü karartıyoruz ki aslında hayatımızın sadece beslenerek yeteri kadar devam edebileceğini göz ardı ediyoruz. Ruh halimizi bozan işlerde çalışıyoruz ki SUV araçlar ile yoga yapacak uygun mesire yerleri arayabilelim. Sorunu çözüm şeklimiz zaten sorunun ta kendisi. Yedi Denizler’i gezsek de kendimizi bulamıyoruz.  Çünkü benliğimiz modern dünyaya ait değil.  Benliklerimiz basittir. Misal; “Mantık nedir?” sorusuna bile binlerce cevap bulabiliriz. Çevreyi algılamamızı sağlayan şey mi? Canlıların işletim sistemimi? Belki de Aristoteles’in ortaya attığı üç mantık ilkesi ile açıklanabilir? Sadece ilkini severim o üç ilkenin; “Bir şey, kendisinin ta kendisidir.” Aslen mantık, neden sonuç ilişkisi olan şeyler yapmaktır.  Bir adam sebepsiz yere, her zaman bağırırsa mantıksız olduğu düşünülebilir.  Lakin aynı adam sadece korkunca bağırırsa burada bir neden – sonuç ilişkisi çıkar ki bu da çok “mantıklı”dır.  Pekiyi biz bu kadar basit bir şeye neden yıllarca cevap aradık? Çok basit; değersiz olduğumuzu kabul edemedik. “

Bentro;
–  “Çok klişe olacak ama sevdiklerimiz var? Onlar için değerliyiz?”

Hobol;
-“ Rudeki iyi bir şair değil mi?  Yıllarca İran’a edebiyatı getiren adam olarak gördük, sevdik. Benim için Rudeki aslında beş para etmez bir divanî usullere göre hükümdar yalakası. Pekiyi biz neden seviyoruz? Çünkü  öyle öğrendik. Öğrenilmiş çaresizlik işte. Ailelerimizdeki mevzu da bundan ibaret. “

Bentro;
– “  Calvino’nun bütün hikâyelerinden bile güzel olan sevgilimiz? Ya sevgililerimiz? Onlar sonradan mı öğrendi bu çaresizliği? “Dedi yorgun bir halde gülerek…

Hobol;
– “ Biz sevgililerimiz için sadece boş zaman aktivitesiyiz. Bir hobiyiz.  “

Bentro;
– “Pekiyi ya siyaset? Devletlerin savaşması? Her şey beyhude mi?

Hobol;
– “Siyaset sadece entelektüel sınıfın altın günüdür. Hem savaşlar da ayrı bir pazardır zaten. Savaşlar hem reklam hem pazarlardır aslında. Karşı nezarethanede bir kadın olduğunu düşün. Görebiliyorsun. Ama asla elde edemeyeceksin. Elde etsen de yetinemeyeceksin. Çünkü sen tüm bu teknolojiyi sadece porno izlemek için kullanan bir…” derken uyuya kaldı.

Bentro düşündü.  Ve fark etti ki eğer evi, yattığı yataksa, işyeri köşedeki rutubet izi idi. Ve aslında hapishanenin her daim içerisindeydi. Çaresizliğini düşündü. Ve o da sonunda uyuya kaldı. İnsan hep basit bir varlıktı. Hayatını bile sorgularken uyuya kalabiliyordu. Hobol haklı değildi. Çünkü mevzu haklı olup olmaması değildi. İnsan her ne kadar Colombia mekiğinin facia ile biten sorununu çözebilmiş olsa bile hala açlıktan ölebiliyordu. Çünkü insan  basit bir varlıktır.  Çünkü , Aristoteles’e göre “Bir şey, kendisinin ta kendisidir.”

Angelus

Angelus

Mühim biri değil...

Tüm Yazıları >>>
Angelus

. Angelus . (tüm yazdıkları için tıkla)