Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü
Bir Sayfa Seçin

   Sıradan bir gündü. O halde hastaneler neden açıktı? Her sıradan günde hastaneye gidilir miydi? Her sıradan günde ceset torbasının fermuarı suratları kapatacak şekilde çekilir miydi? Morg soğuğunda beklenir miydi her gün? Ya da şu köşedeki floresan hep yanıp söner miydi? Sıradanlık göreceliydi ve göreceliğimiz bizi flamalara ayırdı, sınırlar çizdirdi o sınırlar için birbirimizi öldürttü.  Sonra, aynı sınır içinde geriye kalanlar sosyal sınırları çizdi ve işte orada, daha küçültemeyiz dünyamızı derken,  kendimizi bedenimiz kadar dar bir alana hapsettik.

“Evet, artık toprak gibi yeni sınırlar çizemezler bizde, yekpareyiz artık” diyorduk… Hani bilekliğimizi bağlarken sevgililerimizden yardım aldık ya, bir uzuvumuz oldu onlar. Yekpare bedenin bir parçası… Nasıl kopabildik onlardan? Nasıl kopabildiler onlar bizden? Bağladıkları bileklik bile, daha kopmamışken hem de? Sıradan bir günde hastaneye mi gitmiştik yine? Sanırım sıradan olduğu için unuttuk?  Onları bizden ayıran sınırı kim çizdi?

    Tecrit etmeye mi zorlandık, yoksa kendi arzumuzla bir kaçış mıydı bu? Ve aslında günler sıradan değildi. Azımız, bazı günleri farklı yaşıyordu.  Her gün farklı bir gündü, yeknesak kılan gözlemci olan bizlerdik.  Farklı bir yaşam köy hayatı gibiydi, herkes ister ama kimse kalmazdı.  Birçok şeyde kullanılan Pi sayısı bile “3” kabul edilebilirken, Pi sayısı bile olduğu gibi kabul göremezken, neden insanlar sizi olduğunuz gibi kabul etsin ki?

Denizde iken, karaya evrildik diye artık denizde boğuluyoruz belki ama karada nasıl bir sosyal evrim geçirdik ki kendi bedenlerimizde boğulur olduk?

Angelus

Angelus

Mühim biri değil...

Tüm Yazıları >>>
Angelus

Latest posts by Angelus (see all)