Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü
Bir Sayfa Seçin

Doktor Crot sıradan bir işgününde, sıradan bir öğle arasında, sıradan bir şekilde yemeğini yiyordu.  Bütün filmlerdeki klasik doktor görünümündeydi. Alanı psikolojiydi. Çok iyi bir doktor da sayılmazdı.  Bir anda içeri eski hastası Bay Levas girdi.  İzin almadan sandalyeye oturdu. Hatta söze, daha oturmadan başladı;
– “ Doktor yardım etmelisiniz bana!” diye söze girişti.

Doktor şaşırmıştı. Bir küçük anda aklından birçok şey geçti. Bu hastasının taburcu olmasının üzerinden aylar geçmişti. Ağır bir şizofreni hastası olarak yatırıldığı bu klinikte uzunca müddet tedavi görmüştü ve en sonunda sağlığına kavuşmuştu. Yoksa kavuşmamış mıydı?  Hemen söze girişti, sesinde korku vardı;
– “ Bay Levas sanrılar geri mi döndü? O kadını yine mi görüyorsunuz?” diye sordu.

Bay Levas;
– “Hayır ama görmek istiyorum doktor, yeniden onu görmeliyim yardım edin, İyileştim ve eve gittim. Orada sıradan masamda sıradan kahvemi yudumladım. Sıradan kitaplarımı okudum, sıradan radyo yayınlarını dinledim. Bir müddet böyle devam etti ama o olmadan hayatım devam etsin istemiyorum.  Onsuz olmuyor…” dedi ve yere baka kaldı.

Doktor;
– “ O kadını siz uydurdunuz, farkındasınız değil mi?” dedi.

Bay Levas;
– “Anlamıyorsunuz doktor, ben ona aşık oldum, güneşin aya tutulduğu gibi tutuldum ona! Ne yaparsanız yapın ama geri getirin onu.”

Doktor şaşırmıştı. Böylesine garip bir teklif ilk kez duyuyordu. Sağlıklı bir insan hasta olmak istiyordu.  Şaşkınlıkla devam etti;
– “Bay Levas korkarım yapabileceğimiz bir şey yok. Aklınızda yarattığınız birine de aşık olamazsınız, bu aşk olamaz.”  dedi.

Levas şaşkın ama sinirli bir bakışla;
– “ Doktor zaten aşk bu değil midir? Kafamızdaki kadınlara, erkeklere aşık oluruz. Sadece, kafamızdakini oluştururken ilham aldığınız kişi gerçek diye benden daha iyi bir aşık olduğunuzu mu sanıyorsunuz? Hem ne var biliyor musunuz?  Eşiniz kaç yıldır yanınızda? On mu? Yirmi mi? Ben otuz yıldır bu kadını görüyordum.   Altı yaşımdan beri yani! Ve hiç sıkılmadan oturdum yanında. Siz eşinizden sıkılmadınız mı? Aldatmadınız mı?  Ben otuz yıldır onla aynı evdeydim, aynı kafelere gittik, hep yan yanaydık!”

Doktor söze girişti;
– “ Efendi Levas korkarım ki isteğinizi yerine getiremeyeceğim.  O, güzel bir hayalmiş, ama maalesef ki bitti.”

Levas devam etti;
– “ Güzel mi?   Dünyaya güzellik yayılmaya başlasa, kaynağı olabilirdi. Nasıl Cenab-ı Hak, Nuşirevan-ı Adil’in adaletinden dolayı toprakta çürümesine göz yummamışsa, toprak altında naaşını muhafaza etmişse ve Halife Hafız Ömer korkudan buz kesilmişse, o da öyle güzeldi ki;  Yaratan onu toprak altında çürümeye terk etmezdi. Kalbindeki ateşi Zerdüştler koruyor olmalıydı.  Söylenti de bu ya aruz vezni, adımlarının ritimlerinden süregelmiş.

İki ayrı kuşatmada iki yüz bin asker ile fethedemediler Viyana’yı,  o tek başına kalpleri sadece gülerek bile fethedebilirdi. Onu anlatmaya çalışmak dâhi ona şirk koşmaktı.  Hece ölçüsüyle güler, aruz vezni ile yürürdü. Aliterasyonla konuşur, asonansla mırıldanırdı.  Çocuklara uyusun diye anlatılabilecek bütün masallardan bile daha huzur vericiydi.  Yazın serin akşamları,  kışın güneşli günleri gibiydi.  Sağanak yağışlı bir günde, ormandaki bir plaj şemsiyesi altında battaniyeye sarılır gibi sevgiliye sarılmış bir şekilde içilen şarap kadar huzur veriyordu.

Onun aşkı dağ patikaları kadar mitlerle doluydu. Ve bana, hiçbir yerin ortasındaki bir köyün sızan son akarsuyu misali hayatı ifade ediyordu. Bayan Crot sizin eşiniz, o ise benim eşsizimdi.” dedi ve gözlerinden yaşlar aktı.

Bay Levas’ın ağlamasını fırsat bilen doktor, çağrı cihazı vasıtası ile meslektaşlarından yardım istedi… Levas içeri girenlere direnmedi bile. Sakinleştirici yapıldı ve orada öylece uykuya daldı.

Sabah doktor, Bay Levas’ın kaldığı odaya gitti. Levas, yatağındaki iki vidayı sökmüş onları aynı anda prizin iki deliğine sokarak intihar etmiş idi.  Duvara silik bir şekilde kalemle işlenen yazı, nedeni açıklıyordu;

“Siz, bedenlere sahip ama aşka sahip olamamış sizler, benim aşka sahip ama bedene sahip olamayan sevgilimi bana çok görmüş sizler, söyleyin; yerde yatan cesedim kadar çaresiz ve umutsuz değil misiniz? Umut ve aşk ekilmiş tarlalarda mahsul toplayamazsınız,  sizlerin buğdaya ihtiyacı var.  Elveda…“

Angelus

Angelus

Mühim biri değil...

Tüm Yazıları >>>
Angelus

. Angelus . (tüm yazdıkları için tıkla)