Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü
Bir Sayfa Seçin

Seyir Ve Sefa

Kalû Bela’dan beridir Celle Celalühu’ya bakıyordu. Ne kendisini biliyor, ne de O’nu idrak ediyordu…  Belki de en mutlumuz o idi, ne kendini biliyordu ne de kâinatı…  O bir Muheymin Meleği idi; Rabb’in cemâline dalıp gitmişti. Ne Şeytan’dan haberdardı, ne ondan da kötü...

Kalâlu

    Güzel sanatların bir koluymuşçasına güzeldi. Geçtim çehresini; adam, kadının gölgesine bile bakılmasını kıskandığı için; eski zamanların Viyana’sını hatırlatan bir binanın gölgesine çekti zat-ı alisini…  Kızgınlıkla bağırdı adam; – “ Ne dillere düştüm ne...

Cenaze Evi

 “ Âmin ecmâin” sesleri arasında tekrar uyandı Bellise… Ağlamaktan gözleri şişmiş ve sesi kısılmıştı… Etrafında ağlayanlara baktı, ama kimse onun çektiğini bilemezdi ki? Kimse onun gibi üzülemezdi… Açıklamaya bir gün kelime bulabilse bile; takâti sevdiğiyle göçüp...

Kendine Yabancılaş(ma)

Yaban otları, yaşamın kaynağı. Geçmişte bir gün, hepimiz birer yaban otuyduk. O günleri biraz anımsıyorum. Çünkü içimde hala bir parça kalmış onlardan. O zamanlar hep berberdik. Yabancılaşmamış, yalnız kalmamış, yalanlarla tükenmemiş, yekpare, huzurlu bir bütünün...

İştar

Zifirî karanlık bir odunluktaydılar, cılız ampulden çıkan ışık henüz yere değemeden gücünü yitiriyordu. Kadın sandalyeye neden bağlı olduğunu bilmediği halde, ona bağlıydı ve adam ise ayakta, bir yandan sigara içip bir yandan da konuşmaya başladı; – “Güzelliğini...