Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü
Bir Sayfa Seçin

e9dde03cb8cb3cc7eb1d455ca7e94c7a
Bu intihar mektubunu yazdıran, dünyanın sıradanlığı değil. Dünya aynı ya da sıradan da değil zaten. Bugün beni ölüme gönderen dünyadaki sıra dışı şeylerdir.  Yusuf kadar güzel olan insanlar ve bakarken gözlerinizi dolduran maşuklar… Öylesine bir dünyaydı ki; kontlar bile aşkı kendilerine yakıştıramayıp intihar ederken,  (*)  ben kimdim ki?

Ölüyorum ama bilmelisiniz tabii eğer isterseniz;  sanatı, Tanrı o sıkılmasın diye insanlığa bahşetmiş gibiydi. Bütün romanlardaki, bütün güzel karakterler idi. Mucizeler kadar güzel, insanlarla hiç tanışmamış gibi doğaldı… Parfüm sıksın isterdim ki başkaları onun kokusunu almasın. Yeni yağmur yemiş ağaçların güneş ışığındaki parıltısı vardı teninde. Hem güzelliğin en üst sınırını çizen o idi, hem de o çizgiyi bir sonraki hareketi ile aşan da oydu. Çiçekler kadar vefasız değildi, her mevsim bu dünyadaydı. Gözlerinin parıltısı ateşe yansırdı.

Hem Romeo’su hem Juliet’i kendi idi. Bu dünya onun güzelliği ile öyle doluydu ki; o “iki kapılı han”da gidemiyorduk… Kefenin cebi olsaydı da, biraz parıltısından alabilseydik yanımıza…

Zamanın daha yavaş geçtiği bir evrende öpmeli onu, koklamalı ve sarılmalı sonra… Yavaşça onun gibi kokmalı. Bunlar olmayacaksa tesellisi yok gönlümün. Kalbim, kan değil onun aşkını dağıtıyor vücuduma.  Aşkında kavruluyor benliğim.  Ölüyorum diye sevmeyi bırakmazsın değil mi beni? Ona inanmadı diye Nuh vazgeçer mi hiç Vaile’sinden?  Tanrı boğsa bile tufanda Nuh aşkından soğur mu? Nuh’a kalsa almaz mıydı  onu gemisine? Alırdı… Maşuk da alır âşığını elbet. Alacak, almalı, almazsa olmaz! Ve sen de  “al intihar mektubumu” (**)…

(*) ve (**) Şüphe Tanrısı’nın sözlü izini ile 24 Aralık 2013 tarihli “Bellis Kontu’nun İntihar Mektubu” adlı yazısından esinlenilmiştir.

Angelus

Angelus

Mühim biri değil...

Tüm Yazıları >>>
Angelus

Latest posts by Angelus (see all)