Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü
Bir Sayfa Seçin

   İnsanın en büyük günahı hayatta kalmaktı…  “Sult” (*) alamazken “Markens Grøde” (**)  tabi ki Nobel Edebiyat Ödülü’nü alacaktı… Nobel Akademisi bile duymak istemiyordu açlığı… Peki, edebiyat nasıl bu hale geldi? İnsan öldürenlere, onların sarayında  kasideler yazanlar yükselirken, ordulara vergi verip çocuklarının aç ölmesine göz yumanlar nasıl unutuldu? Taç yapraklar ne ara dikenlerden güzel oldu da dikensiz çiçek imalatına başladık? Ne ara doğaya “ Sen bu işi yanlış yapıyorsun arkadaş!” diyecek kadar yüzsüzleştik? Güzel kadınlar ve güzel adamlar tarlası mı dünya?  Belki de tanrıları utançlarından göremiyoruzdur.

Kâğıtla her baş başa kalınca yazacağı yalanlar yüzünden gözleri doldu mu Rudekî’nin? Buhara gerçekten Emir’in mi olmalıydı?  Edebiyat, duyguları anlatmak için mi vardı; yoksa intisap edilen sarayın büyüklerini pohpohlamak için mi? Ordular soy kırdı, ama insanları asıl özümleme işini yapanlar bu masum sanatı kullananlardı. Hatta durun! Türk Dil Kurumu bile bu kelimeyi Türkçeleştirirken manevi anlamından kopsun diye “asimilasyon” (FR: assimilation) kelimesinin toplumsal anlamından koparıp sadece biyolojik terimini açıklar. O denli yolunu kaybetmiş bir edebiyat dünyası ki;  bir kültürün içinde bulunduğu coğrafyadaki baskın olan diğer bir kültür tarafından (bazen silah zoru ile)  katledilmesine “Edinilmiş bilgileri kendi öz malı durumuna getirme” diyerek en masum halinde anlatır…  Gün batmak üzere ve biz hâlâ intisap ettiğimiz sarayların büyüklerine dalkavukluk yapıyoruz. Şekli değişse de temeli aynı… En azından Firdevsî (ya da Firdosî)(***) Şahname’sinde  lafzî sanatları ve mana ile bizleri büyülemişti…

Siz hiç çaresizlikten ağladınız mı? Bence şu an tam sırası,  yazar ile aynı duyguları hissetmişsinizdir elbet; bir kere de aynı eylemi yapın; birlikte ağlayalım!

(*)Knut Hamsun tarafından kaleme alınan ve 1890 yılında basılan,  “Açlık”  kitabının özgün adı

(**) “Dünya Nimeti” , “Toprağın Bereketi” veya “Toprak Yeşerince” adlı Knut Humsun’a 1920 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandıran kitabın özgün adı

(***) Farsça yazılışı  “فردوسی”

Yazar dipnotu;  öncelikle ve kesinlikle yazıda adı geçen yazar ve şairlerin üstadım olduğu ve hepsinin kendi alanlarında ve zamanlarına göre muazzam edebiyatçılar olduğunu kabul etmiş bulunmaktayım. Asla amacım saygısızlık etmek ya da hakaret etmek değildir. Yine de hayatlarını itham ettirmek ve para bulabilmek için beyitlerin bazılarını abarttıklarını söylemek hata olmaz. Hamsun hakkında  “Nazi yanlısı olduğu için ödül aldığı“ söylentilerini göz ardı edemeyiz lakin bunlar ispatlanamaz şüphelerdir. Eğer hataya düştüysem sevgili üstatlarımın  beni düzeltmesini can-ı gönülden istemekteyim.  İyi yaşamlar dilerim…

Angelus

Angelus

Mühim biri değil...

Tüm Yazıları >>>
Angelus

. Angelus . (tüm yazdıkları için tıkla)