Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü
Bir Sayfa Seçin

Hayal ve Perde

“   Dil öğrenirdik ki methedebilelim onu. Çıkmaz sokakların ev bahçelerinden geçen dar patikalarında bile takip edilesiydi.  Evren sonsuz olduğundan mütevellit her yere eşit uzaklıktayken merkezi neden o olamazdı ki?  Kitab’ın da Tanrı’nın da bir mukaddesliği kalmadı...

His

   Camdaki lekelerin gölgesi beyaz tenine düşüyordu. Benim gölgem onun üzerine düşeydi de gölgemle sevebilseydim onu. Birbirinden uzak yerlerde oturup elimi boşlukta gezdirirken gölgemin onun yanağında gezinişini izleyebilseydim…  Acaba güzel olduğu kadar muhtaç...

Yel Ve Bulut

Barın köhne havası sigara dumanıyla doluydu, ahşap masanın verniği de çıkmıştı, canı da… Zıpçıktı söze girdi; -“ Tanrılarından bile medet ummazken, kullara neden bu kadar takıntılısın ki?” dedi… Zampara sigarasını küllükte söndürürken ağzından son dumanı vererek;...

Uçuş

Yeni çile dergâhımızın toplum olduğu çağdaydık. Güneşe karşı bütün dik başlılığıyla durmuştu. Öylesine güzeldi ki değil yüzüne bakmaya, utanıp yere bile bakamıyordum, gölgesi orada diye.  Gölgesi öyle lütuf doluydu ki toprak için yağmurdan bile daha verimliydi ya da...