Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü
Bir Sayfa Seçin

Sanki ne Dilinger ne de Escobar sırtından vurulmuştu… Devletlerin az da olsa karakteri varmış gibi dans ediyordu… Çiçek dürbünüyle bakılasıydı ki her yerde onu görebilelim. Bütün hayatlarımızı onu ejderhadan kurtarmaya harcayabilirdik.  Sahneden indiği kıyafeti ile oturdu… Fötr şapkasının gölgesi yüzüne düşmüş adam söze girdi ;
– “İnsanların rol yapamadığı tek yer sahneler oluyor artık farkında mısınız? Karakterler artık oynanmıyor, yaşanıyor… Önceden dünyaya ne kadar sahne deseler de şu an dünya vitrinleşiyor… İyi rol yapan satın alınıyor, dışarısı daha korkunç ve siz sahneyi kötülere bırakıyorsunuz…”

Kadın bahane arayan küçük bir çocuk gibi;
– “ O sahnenin sorunu.” Dedi.

Fötr şapkalı adam devam etti;
– “ Sizin makamınız sahnenin çok kullanıldığından toz tutmamış yerleri… Kaçmak size yaraşmaz. Bir gün dönmek isterseniz toplum kötülere o kadar alışmış olacak ki sizi taşlayacak…”

Kadın küçük çocuk üslubunu bozmadan;
– “ Evime kaçarım, orada yalnız ölürüm! Ben bayağı korkağımdır. “ dedi…

Adam;
– “ Evlerimize girecek gücü var toplumun, anlamıyorsunuz; dudaklarınızdan çıkan her kelime kutsal kitapta yer almalıydı! Sizi ne bu sahne ne de ben kaybedebilirim.  Dışarıda satın alınacak insanlar var, hercâiler ve tamahkârlar var… “Aşk”ı sadece bir kelime sananlar var dışarıda, onlardan değilsiniz ve mümkünse olmayın da… Çıkın ve sahnede sadece durun! Güzelliğinizi zaten sanat olarak yorumlayacaklardır ama göçüp giderseniz bir daha isterseniz de kaçan birine “aşk” ona duyduğum duyguları betimleyemiyor diye ağlayamam.” Dedi.

Kadın hafif bir tebessüm ve bir çocuk şımarıklığıyla;
– “Emin misin?” dedi…

Adam paramparça bir ses ile;
– “ Ağlayabileceğime eminim” dedi.

Kadın bir tebessüm ile kalktı masadan, artık tiyatrolar yerini Batı’nın icatlarına bırakıyordu…  En fazla sömürü yapan ülkelerden birinin dili ve başkenti nasıl aşka atfedilebilirdi ki? Yüzsüzlüğe ve umarsızlığa bulanmış sokaklara çıkmak üzereyken, kadın sahneye ve adama son kez baktı. Üzerine düşen cılız ışıkla adam sadece samimiyetini sunuyordu ve sonra sokağa baktı… İnsanlar mahsul gibi ayrıştırılıyordu ve her bir ayrıştırılmış yığın ihtiyaca göre fabrikalara gönderiliyordu.  Kapıyı yavaşça peşinden kapatıp tiyatronun kalın perdelerinin engellediği ışığı teninde hissetti. Asıl oyunlar, maskelenmiş ve sahteleşmiş yüzler şimdi başlıyordu.  Neden insanlar sahteyi seçiyordu? Belki de gerçek asla başlı başına yetmediğinden ya da yine kalabalığa güvenmemizdendi, kim bilebilirdi ki? Nihayetinde insan, kendi devrini kendi elleriyle bitirmişti…

2c35bb2a7c3bfcb231e8177dbb837d23

Görsel bilgisi : This photo was taken from flickr, which is uploaded there by the user “hoodwatch”

Angelus

Angelus

Mühim biri değil...

Tüm Yazıları >>>
Angelus

. Angelus . (tüm yazdıkları için tıkla)