Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü
Bir Sayfa Seçin

Nekrofili Ve Seks Pozisyonları

 

Tarih:03.02.1989

1

Gassal Cansever

“Ne estetik ne cinsel bir inancımız var ama hâlâ bunlara sahip olmayı öğreniyoruz ve gerçek bir felaket olmayacak çünkü sanal felaket koşullarında yaşıyoruz. Hızla çoğalan aşırı şişen ama doğuramayan bir dünyanın bulantısı bu.”- Jean Baudrillard.

Adım Gassal Cansever ismimin anlamı ölüleri yıkayan kişi, bu isimden hep nefret ettim.Dedem kendi ismini bana vermeyi münasip görmüş. Anne-babamı hiç tanımadım, dedeme sorduğumda; ikisini de kendi yıkadığını söylemek dışında pek bi şey anlatmak istemedi. Hikâyeyi çok sonradan öğrendim; köyümüz dediğimiz bu ücra ve küçük yerde dedem, babam olması gereken kişiye kendi işini öğrettikten sonra evlendirmek için ayarlama yapıyor.Bu, akrabalardan birinin evlendiremediği çok çirkin bir kızını,zaten tamamını aklı dar insanların oluşturduğu köyün en dandik ailesine vermesi demek… Dedeme göre bana da böyle olacak,çünkü hep öyle olmuş.Ama benim babalığımın görevini devralması gereken adamın başka planları varmış.Güya birini seviyor,kızın babasıyla konuşmaya gidiyor dedemi durdurup… Kızın babası öfkeden kuduruyor Canseverler uğursuz bir aile,kıza “Sende mi seviyorsun?” diye sorunca,kız gıkını bile çıkarmıyor.Daha o akşam kızı kaçırıyor uğursuzların oğlanı,kızın kendi isteğiyle mi yoksa zorla mı götürüldüğünü kimse bilmiyor,hikâyede az fark var kimse sorsam ama yanındakiyle tartışıyorlar yok bohça hazırlamamış ama ne olmuş,bayramlıklarını giymiş.Benim için pek önemi olmadı.Uğursuzların hikâyesini tartışmaya devam ettiler.Aradan 9-10 ay geçince kucağında benimle geliyor ve tek kelime etmeden dedeme bırakıp gidiyor babalık vazifesini reddeden uğursuzların oğlan.
Dedem dünyaya gelir gelmez nihilizmin zirvesine bırakmış uzay gemisini,bu yüzden çocuğunu kaybeden ninem bakıyor bana, ninem olduğuna emin olmadan ama o da ancak ben kendi kendimi besleyebilecek duruma gelene kadar dayanıyor,yavaş yavaş yok olmaya…

Okul çağıma gelince o zamana kadar hayatımdaki en güzel olay yaşanmış oldu.Köyden ve dedemin sıkıcılığından uzak olmak benim için en güzel şeydi. Daha ilkokuldan başladım âşık olduğumu düşünmeye,sınıfın en çalışkan kızındaydı gözüm ama hiç açılamadım.İlk kez hoşlandığım birine ortaokulun sonunda açıldım, ortaokulum ilçedeydi; o kadar yolu yürümek önemsiz kalıyordu onu görmek için.Daha öncede açılırdım ama aramızda sadece benim her gün aştığım dağlardan başka dağlar da vardı.Fakirliğin ne demek olduğunu o zamanlarda fark ettim,uğursuz olmaya yenialışmışken şimdi de bu çıkmıştı ama gönül ferman dinlemedi; az çok zeki olduğumdan çocuklar severdi beni…Özgüvenimi depolayıp okulun son demlerinde açıldım.En zorlu sınavın matematik olacağını sanıyordum hep ama değilmiş.Kabul edince eve koşarak gittim yorgunluktan önce yere yığıldım,yatağıma sürünerek ulaşabileceğim kadar dinlendikten sonra gözüme heyecandan uyku girmedi.Kalkıp okul kıyafetlerimi elimden geldiğince temizledim, haftada bir komşumuz Hüseyin Ağa yıkamama yardım ederdi kıyafetlerimi hocalarım kızmasın diye.Ama hemen hemen aldığımdan beri eski püskü olan kıyafetlerim hep pisti.Evde ayna yoktu sabah gitmeden Hüseyin Ağalara uğradım saçımı düzelteyim,üstüme başıma bakayım diye,kolonya bile verdi biraz bana,sorularıyla yüzümü kızarttıktan sonra… Dedemle patron-çalışan ilişkim olduğundan şefkati de sevmeyi de onunla öğrendim.Erken çıkıp yavaş yavaş yürümeye çalıştım terlemeyeyim,pislenmeyeyim diye ama heyecandan duramıyordum.Hava çok sıcaktı ilk ders bitsin hemen gidip biriktirdiğim paramla iki dondurma alıp verecektim birini. Yan yana oturup beraber dondurma yemek hayat bilgisi dersinde,hayattan beklediğim tek şeydi.Zil çalar çalmaz fırlayıp kakaolu dondurmaları kaptım.Bahçeye şöyle bir göz atmam yetti onu fark etmem için yanında okulun -hatta ilin- en zengin çocuğu vardı.Yanlarına yaklaşınca onlar beni, bende kap kap pahalı dondurmaları fark ettim masadaki…Daha “şey” dememe fırsat kalmadano an dünyamdaki en güzel şey çocuğun arkasına saklandı ve “Beni kurtar!” dedi çocuğa. Çocuğun arkasından bana bakıyordu ve lanet olası ağzım tam bi şey söyleyecekmiş gibi açık kalmıştı ama bi şey söyleyemedim sadece arkamı dönüp uzaklaştım.Bi’kaç gece yatağımda ağladıktan sonra üzerine çok düşünmemeye çalıştım.Ama sonradan çok düşündüm.İçimde açılan yaranın kapitalizmin suçu olması bana dünyanın her yerinde bu yüzden sürekli yaralar açıldığını fark ettirdi ve kıyaslandığında benimki hiçti.Gözüm biraz gerçekleri görüyordu ama akıllandığım söylenemezdi sonra yine âşık oldum lisede.O kadar güzeldi ki yanında aklım irtifa kaybediyordu. Şüpheli,  mekân, silah ve olay farklı olsa da sonuç aynıydı yine,kalbe giden yoldan geçen kurşunla beynimden vurulmuştum.Bu dururumun da etkisiyle,içimde kabaran vicdan azabı için bi şeyler bulmalıydım çareyi doktor olmak için elimden geleni yapmakta buldum.Ankara tıbbı kazandığımı dedeme söylediğimde sadece iyi dedi.Aile mesleğini almayacağıma üzülmüş gibi görünmüyordu.En azından şaşırmasını beklerdim.Bi’kaç kez çağırmasına rağmen hiç ölü görmeye gitmedim.Nekrofiliye ilgi duyduğumu fark etmem üniversite yıllarında pornografiye iyice bulaşıp frplerde necromancer olmam ve morga gidişimle başladı.

Adım Gassal Cansever, şansım hep yaver gitti. Daha işe girişmeden Nekrofili Derneği başkanı “Ruhi Mevta” ile tanışıp bir sürü bilgi edinebildim.İstanbul’da yaşıyordum ve hastane evime yakındı,eğer boş vakit bulabilirsem kendi yatağımda uyuyabiliyordum. Nekrofiliyle ilgili duyuyorsanız ve pornografi artık sizi kesmiyorsa,Nekrofili Derneği’nde üye konumuna gelmek istiyorsanız, önce kendinize bir yer bulmanız gerekiyor.Çok fazla trafiği olmayan morg ya da gasılhane bulmanız şuan Türkiye’de çok zor,on yıl öncesinde rahat edebilirdiniz.Ben asla birini öldürmem, bunun doktor olmamla ilgisi yok ve bununla ilgili hiçbir bilgiyi anlattıklarımda bulamazsınız.İlk bulduğum yer harikaydı,agoni odasına yakın olmayan,hastaneye uzak bir morg.Zor kısım bu olabilir ama iş yeni başlıyordu.İlk yapmanız gereken şey görevliyle yakınlaşmak,onunla evleneceğinizi düşünebilirsiniz ve ne zaman oraya gitseniz ön sevişme yapacağınız kişi o olacak.Sabırlı olun ve sigortanızı oluşturmayı asla unutmayın görüntü ve ses kaydı alırsanız pişman olmazsınız.Son olarak parmak izi ve sperm için amonyak taşıyın.
İnsanlar isimlerini sık sık kullanırsanız size ister istemez yakınlık hissetmeye başlarlar.Benim adamım Necmi Morten’di.Necmi’yi iki dakika yalnız başınayken izlerseniz tamamen hiç bi şey yapmamayı kendine yaşama amacı yaptığını düşünürsünüz.Evine gittiğinden pek emin değilim ama evlenip çocuk yaptığına hayret ediyorum. Sürekli radyo dinlerdi.Radyo Küre 24 saat belgesel… Yüzünde duygu ifadesi bulmak zordu ama kualaların çiftleşme seansıyla ilgili bir bölümü yarıda kesmemin hiç hoşuna gitmediğini fark ettim.Zoofili olduğundan hala şüpheleniyorum. İlk gittiğimde tüm dosyalara bakmak istediğimi söyledim tepki vermedi.Cebimden parayı çıkarıp uzattım almadan uzaklaştı, sonra gidip dosyaları getirdi ve parayı aldı.Kimsesiz birinin dosyasına bakarken otoliz, pütrefaksiyon yada kadeverik spazm gibi şeylerle ilgili bi’kaç soru sordum.Bilmediğini biliyordum ama böylece bana karşı saygı ve korku duyacaktı.Belli aralıklarla ziyaret etmeye başladım.Para bi insanın kalbini kazanmak için yeterli değil.Necmi’nin sevdiği tatlı yada alkol çeşidini temin edip hediye etmeliydim.Masasının altındaki şarap şişesini görünce aradığım cevabın bu olduğunu düşündüm. Bir dahaki uğrayışımdan önce marketten güzel bir Fransız şarabı aldım hayatımda böyle güzel şarap tatmadığımdan emindi market görevlisi.Gece geç saatte yanına gittim şarabı çantamdan çıkarıp vereceğim sırada vazgeçtim.Siyah poşet içinde kâğıda düzgün sarılmamış Dmitrokopulo’yu görünce biriyle ilişkide ortak zevk aramak gibi bir şey kullanmam gerektiğini anladım.Bir hafta yanına hiç uğramadım sonra üniversite yıllarımda bol bol tükettiğim şaraptan iki şişe alıp yanına gittim.İkisinide çıkarıp birini ona verdim, az çekmedim bu şaraptan diye eklediğimde yüzünde değişiklik oluştu. Hayallerimdeki değişiklik bu değildi ama şaraba baktığımda benim yüzümün değişmesini fark etmişti.Bundan sonra az az sohbet etmeye başladık.Nihilist tavrı bana dedemi hatırlattı, onunla ne konuşmadıysak Necmi’yle konuştuk.Genelde felsefi ne olursa veya futbol hakkında konuşuyorduk çok nadiren de olsa bana tavsiye verirdi.

 

Adım Gassal Cansever,ölü biriyle seks yapmanın beni değiştireceğini düşünmüştüm. İlk başta biraz Necmi’yle birazda ölülerle sohbet etmek yeterli geliyordu.Ölülerle konuşmak bende terapi etkisi yaratıyordu.Rahatlatıcıydı ama yetinememek insan olmanın verdiği kötü özelliklerden sadece biri. Acilde birinin hayatını kurtarmak vicdanıma kısa devre yaptırıyordu ama dünyaya baktıkça içten içe nefret ve acizlik doluyordum.Dünyada açlıktan ölen insanlar vardı ve benim umurumda değildi.İnsan olmak demek bencil olmaktı. Vicdan azabı duymam ikiyüzlülüktü çünkü bunu mutlu olmak için kullanıyordum.Sanki bi şeyleri anlıyordum ama bir türlü kabul edemiyordum.Bu durumdayken bi anda mutlu olmanın yolunu tekrar buldum.Depresyonumdan çıkış biletim hiç kaybetmediğim umudumdu.Gözlerine küçük bir çocuğun camdan karın tutmasını izlemesi gibi bakıyordum.Eğer onu biraz gülümsetmeyi başarırsam tüm evren bir anda yok olup onun güzelliğiyle yeniden oluşacaktı. Aşkı soğuk dudaklarda bulduğum fikrine kapılabilirsiniz.Bu metaforik olarak doğru ama ben bi süreliğine acayip mutluydum hiçbir şeyin öneminin olmaması zerre umurumda değildi. Cidden Müzeyyen gibi insanlar var ve onun kokusu beynimin keyif merkezine saplandığında, artık ben ortalıkta yoktum ve kendimden kurtulmak beni rahatlatmıştı. Gurur ve onur anlamını yitirdi çünkü insanlığın en kötü özellikleri bile ancak güzelliğini taçlandırmaktan öteye geçmiyordu.Muazzam bir rüya yaşadım ve uyandığımda gerçek hayat kâbustu.Artık sadece gölgemi takip ettiğimi düşünüyordum.Beynimin sağ tarafına felç geçirtecek her şeyi deneyebilirdim.Uyuşturucu sadece kısa süreliğine yetiyordu.Kötü olmak için ilk adımı mı atmalıydım.Sonunda buzluktan yeni çıkarılmış taze güzel bir kızla bunu yapmaya karar verdim.Necmi belgesel dinliyordu,zaten bağırsam bile gelmezdi.Boğulmuş sevdiğimi ve formaldehit kokusunu hiçbir zaman sevemediğimi fark ettim.

RuhiMevta, nasıl bilmiyorum ama sanki daha ben bilmiyorken sırrımdan haberdardı.Hep ciddi duran ama yaşına rağmen genç ve yakışıklı gözüken bir adamdı.Acayip zekiydi aynı zamanda korkutucu,sürekli alay eder gibi konuşurdu.Nekrofili Derneği’nin başına geçmişti ama dernek sadece dernek değildi herkes üzerinde güç elde ediyordu bunu da sırlar sayesinde yapıyordu.Beni kendi morguna götürdü burasının çok özel olduğunu söylemişti kendi Necmi’sinin olduğu yer,burasının “hayatının ikinci perdesinin başladığı yer” olduğunu söylemişti her şeyi burada anlamış.Gazetede sadece ölüm ilanlarına bakar, bazılarını işaretlermiş.Beni çeşit çeşit cinsel fantezilerin yapıldığı partilere götürmüştü. Gençlik ve Spor bakanının,genç bi oğlana sakso için yalvarmasını, en çok satan gazetenin CEO’sunun yere serilmiş kendi gazetesi üstündeüzerine işemelerinden zevk almasını, kocasının bir köpekle yatışını izlediği eski adalet bakanını göstermişti.Varlığını bile bilmediği fanteziler kapalı kapılar ardında uygulanıyordu.Haber yapılsa kimse inanmazdı.Ruhi Mevta beni ilk kez evine çağırdığında daha Necmi’yle tanışmamıştım.Hep meşguldü kimse ne yaptığını bilmiyordu. Ama dev malikânesini görünce o kadar zengin olmasına şaşırdım.Dış kapıda iki adam dışında ne bahçede ne de evde kimsecikler vardı.O ışıl ışıl bahçe ve havuzun yanında,evin içi karanlık bir kütüphaneyi andırıyordu.Beni evin girişinde hemen solda olan çalışma odasına götürdü.Zaten biriyle paylaşma isteği duyduğum küçüklüğümü,nekrofili sırrımı ve vicdan azabımı anlattım,bana “Her şeyin ardından koşabilirsin, onu yakaladığına inanmadığın sürece hata yapma şansın yok.” Demişti.Yıllar önce şuan olduğu gibi anlasaydım tavsiyelerini,her şey bambaşka olabilirdi.Ama o değişiklik Seher ile tanışmamı engelleyecek bir kaosu tetikleyecekse olmamasını tercih ederim.

Adım Gassal Cansever,ilk biriyle seviştiğimde yaşım yirmi idi.İlk olmayan biriyle seks yaptığımda yirmi sekiz.Son aşk acım beni derinden sarstığından ve artık ne kendimi ne aşkı ne gerçeği ne vicdanı ne de peşinden gidebileceğim herhangi bir şey bulamadığımdan hayatımda yeni bir perde açtım.Kendimi hiçbir şey yapacak güçte hissetmiyordum.Alkol almak için su,sigara içmek için ise yiyecek tüketiyordum.Doktorluğu ve evimi bıraktım… Yanıma sadece yatağım,bilgisayarım ve mutfak eşyaları dışında hiçbir şey almadım.Birikmiş paramla 2 yıllık kirayı peşin ödedim.Geri zekâlı herif büyük ihtimalle biraz daha para ekleyip bir daire daha alacak ve ondan gelen kiraya sevinecek.Bari yavaş yavaş dünyayı ele geçirdiğini söyleyecek kadar aklı olsa. Kendimi trafikte sıkışmış cenaze arabası gibi hissediyordum.Alkol,mastürbasyon,oyun,dizi derken bir kaç ay geçirdim.Sanki güneşten kaçıyor gibiydim,doğunca yatıyor,batınca uyanıyordum. Birkaç arkadaşım yeni halimi beğenmediler ama alıştılar.Daha az görüşmeme sürekli kızıyorlardı.Arada insanlarla iletişim kurmam bana iyi geliyordu ama özellikle internette daha çok olan,ego tatmini oyunu,kendini anlatma mastürbasyonu gibi şeylerden soğumuştum.Arada bir dışarı çıkıp geceleri öylesine dolaşıyordum.Bazen birilerini takip etmek hoşuma gidiyordu ama sonunda Necmi’nin yanına uğruyordum. Birkaç seferden sonra onu da bıraktım.Dışarı çıkmamaya başladım,yürümek düşünmeme yardım ediyordu ama düşünmek istemiyordum.Param suyunu çekene kadar böyle devam ettim.Yardım alabileceğim en mantıklı kişi RuhiMevta’ydı. Uzun süredir de Necmi’nin yanına uğramamıştım.Ruhi Mevta ile telefonda konuştum derdimi anlattım.Tam benlik bir işi olduğunu ve yanına gelmemi istedi.En dipteyken hep o lüks eve gidiyordum.İş güzeldi beni oyalayabilirdi. Belirli zamanlarda Türkiye’nin belirli bir yerinde olmam gerekiyordu.Ücret iş yasal olmasa bile çok fazlaydı.Bir yıl çalışsam hayatımın sonuna kadar yeterdi.Gerçi o zaman sadece 2 yıl yaşayacağımı düşünüyordum. İş tehlikeli sayılırdı ve mükemmel zamanlama gerektiriyordu,alkolik olsam da erken giderek bu sorunu halledebilirdim.Ruhi Mevta bana bir adamın fotoğrafını verdi “Mecnun Meçhul” eski dedektif yeni kumar bağımlısı kiralık katil… Bu adama güvenmiyordu ama işini iyi yaptığı için kullanıyordu.Meçhul Mecnun imza olarak öldürdüğü kişilerin sol ellerine bir yüzük takardı,kimse evlenme teklifine hayır diyemezdi.Benim görevim ondan sonra polislerden önce suç mahallinde olmaktı ve yüzüğü çıkarıp bir hediye bırakmaktı.Zaman ve mekânı bildiğim için iş kolaydı.Güvenlik kamerası ve parmak izi sadece sinemalarda vardı.Ruhi Mevta kendi çıkarları için öldürdüğü adamların suçunu yine kendi çıkarları için başkasına atıyordu. Mecnun ne beni ne de ona işi vereni tanıyordu o yüzden gizli ortağımla karşılaşırsak diye bir şifrem vardı “Hades benim”…Ölmemek için söylemem gereken 2 kelime.Ne olur ne olmaz diye Ruhi Mevta bana bi silah verdi ve nasıl kullanacağımı öğretti. Aynı hikâyede Mecnun ve Noel Baba buluşmuştu ama ikimizde görevimizi kötüye kullanıyorduk. Birçok ölü gördüğüm hatta yakın temasta bulunduğum için bi’kaç olaydan sonra Mecnun’un,büyük ihtimalle dramatik bi hareketle Leylalarının gözlerini kapadığını fark ettim.Bende gözlerini açmaya başladım neden bilmiyorum ama hoşuma gidiyordu.Direksiyon başında olmadığım zamanlarda Ruhi Mevta’nın verdiği kitapları okuyordum.Bu iş biraz olsun bana enerji vermeye başlamıştı.Kendimi olgunlaşmış hissediyordum.Kimseyi öldürmem gerekmedi ama yalan söylemek konusunda kendimi geliştirdim.İlk ölüyle seks yapmamdan iki yıl sonra bu zamana kadar hiç bir canlıya değil de hep ölü bir şeye, aşkın kendisine âşık olduğumu anladım.Bu kadar uzun sürmesi beklide gerekliydi.

 

2

Seher Vakti

“Zayıflamanın sırrı karnı içeri çekmektir. Zenginliğin sırrı, son 100’lüğü bahşiş olarak vermektir. Gençliğin sırrı ise yaşın hakkında yalan söylemektir.”Murat Menteş

Seher Vakti ile ölmem gereken yılda tanıştım.Kendimi bir bedenin içinde değil de bir kuyunun dibindeymiş gibi hissettiğim için zamanlama iyi değildi.Yine de mekân doğruydu.İlk gördüğümde benim için sadece güzel biriydi.Aşk konusunda uzun uzadıya düşünmek,var olmadığını anlamama yetti.Direksiyon başında yapacak çok şeyim olmuyordu,ben niye bendim,aşka niye inandım,inanca niye ihtiyaç var? Gerçeklik,özgürlük gibi kavramların uydurma olduğunu anladım ama biz biyolojik makinelerdik ve bunu kavramak kodlarımıza aykırıydı, en azından mutlu olarak varlığını sürdürmek için…Ve mutluluğa da ihtiyaç olduğundan eninde sonunda aynı oyuna geri dönüyorduk.Anlayabilirsiniz,mantıklı bulabilirsiniz ama hiçbir şey değişmez. Anti-kapitalist olabilirsiniz ama para kullanmayı bırakamazsınız.Bizim direnmeye çalışıp beceremediğimiz şeyler dışında bize karşı direnen şeyler de var.Neden-sonuç ilişkisine karşı,öznenin kendini yok etme arzusu… Kendini kurtarma-devam etme-hayatta kalma yerine,kendinden kurtulma-değişme isteği.Gerçekle,gerçeğin silahlarını kullanıp,bir halüsilizyon yaratarak direnen bir şey var.Hakikat gerçek yok diyor ve gerçekle savaşan bir şey var. kullanılıyor ve onun yerini alıyor ama sonuçta savaşıyor.Ben kendi yok oluşumun seyircisiyim ve bu seyirciyi özneye bağlamak için duygusal cerrahi bir müdahale kullanabilirim.Bunun yanlış olmasının bir önemi yok,bu bir umut olarak kullanılmazsa olduğu gibi bırakılırsa,kenarında yürüdüğümüz boşluk kadar gerçek olur.
Umulmadık zamanlarda,doğa bir anda fikrini değiştirir ve yağmur yağar.Böyle zamanlarda değişme isteğine karşı,kendi içimde kapalı tutulduğumu hissederim.Seher ile bir şekilde tanışmak ona boşluğumu göstermek,oyun oynamadan konuşmak istiyordum.Ama hiçbir şeyden emin değildim.Uzak arkadaşlıklar aracılığıyla tanışmıştık.Yanındaki arkadaşını kolaylıkla buldum.Bir bardaydı belki o da oradadır diye gittim ama yoktu. Arkadaşını bir kenara çekip ona bir sır vereceğimi,hastalığım yüzünden fazlazamanımın olmadığını, Seher’i bana anlatmasıgerektiğini söyleyecektim ama gerek kalmadı.Bana bir not bırakmış “Cumartesi Sahil saat:18.45 Bank 2”…Olası şeyleri kafamda planlamayı severim ve öyle olmaması daha zevkli olmuştur hep.Yanına giderken heyecanlıydım ama yanına vardığımda buna bir türlü karar veremedim.Saatlerce konuştuk birbirimizi tanımaya çalıştık.Var olma savaşlarımız ayrı kalplerimiz ciddiydi. Aslında amacım bu değildi, yanına yaklaşıp “Mutlu musun?” diye sormak ve ikimizin de soruda da cevapta da beklentileri olduğunu göstermesiydi.İnsan olmaktan kurtulmaya çalışmak biraz olsun uzaklaştırmıyordu.Sonuçta yalnız hissetmek istemediğimiz için acı çekmeyi göze alıyoruz.Birini tanımaya çalışmak acı çekmeye değer olup olmadığını anlamak için ama anlaşılmak isteği yalnız olmamak için.Bunları boş verip bu paylaşımla aşk yaşamaya çalışmak yerine,paylaşımın tadını çıkarmamız yeterli.İkinci buluşmamızda buna hazır olmak,konuşmak istedim ama gerek kalmadı.Bunları ikimizde biliyorduk ve bunu fark ettiğimiz an konuşmamıza da gerek kalmadı.Haftanın bir günü buluşup sadece sohbet ediyorduk.Müzik dinlemek gibiydi,ikimizde ruha inanmasak da ruhlarımızı doyurmak için birlikteydik.Ona karşı istediğim kadar dürüst olabilmek benim için yeterliydi.İlk el ele tutuşmamız aleladeydi,ilk öpüşmemiz alelade.Fazlasını istemenin bizi sonumuza gitgide yaklaştırdığının bilincindeydik ama bu bilinçle hayatta kalmaktansa beraber yaşıyorduk.Evet, bu zamana kadar anlattıklarım,insanlığın bu zamana kadar anlattıkları,hep yaşmak için mutlu olmaya ihtiyaç duyduğuyla ilgili.Mutlu olmak içinse bir başkasına… Ama Seher sadece bir başkası değildi. Çünkü Seher ile birlikteyken ikimizin de insan olması ve ikimizin de insan olmanın verdiği şeylerden hoşnut olmamamız sorun olmuyordu.Aşk böyle olmalıydı bir canlı yayın gibi o an orda olmayı gerektirir ve yeniden canlandırılamaz.İşte bu yüzden üzerine yazılan,çizilen hiçbir şey aşkı anlatamıyordu bu yüzden gerçek aşk diye bir şey yoktu.Ve ben en sonunda ben bu âşık olmamaya hazırdım.

Seher Vakti’nin en sevdiği çiçek,en sevdiği renk,ilk aşkı,ilk aşk acısı,en sevdiği yemek,sevmediği sebzeler,en yakın arkadaşı, en büyük hayâli,istediği süper güç…Bunları yavaş yavaş öğreniyordum.Bir yandan işime de devam etmem gerekiyordu biraz daha çalışıp bırakabilirdim.İyilikten ya da Seher için değil tehlikeli olduğu için.Yakalanabilirdim,zor durumda kalırsam tanıkları yok etmem gerekiyordu.Katil hâlâ burada olabilir hemen evinize dönün demeyi başardığım yaşlı kadın benden bahsetmemeliydi.Bir dahaki işe 2 ay vardı en uzun ara ile Seher’le tanışmamın denk gelmesi iyi olmuştu.Hayattan hiçbir beklentim yoktu ve bu sorun değildi, Seher ile çürümeyen bir ceset bulmuş nekrofilili kadar mutluydum.İlk kez dönme dolaba seherle bindim ve ilk kez bir aşkı onunla paylaştım sonunda sadece aşka âşık olmadığımdan emindim.Alkol ve sigarayı bırakmadım aksine Seher’leyken daha güzeldi uzun süre yaşamayı planlamıyordum.Herkesin trajik bir hikâyesi olur,Seher’inki babasıydı,o yüzden annesine çok değer verirdi.Daha bir buçuk ay olmuştu ve beni onunla tanıştırmak istedi bu Seher’in sevdiğini söyleme yöntemiydi.Seher’e,eğer tanrısal güçlerim olsaydı,kendimi şuana gönderir ve diğer her şeyi unuttururdum demiştim.Ve aşk dediğin böyle olmalı; eksik,yanlış,kesinlikle mükemmel değil.İnsanı insan yapan hata,bu kozmik şaka ancak bu haliyle gerçektir.Bu da benim sevdiğimi söyleme yöntemimdi ve her kelimesine inanıyordum.

Seher Vakti ile hiçbir beklentimiz olmayan ilişkimize işim yüzünden bir süre ara vermeliydim. İsmi,adresi,zamanı ve hediyeyi bir hafta kala almıştım.Ankara asfaltını az arşınlamamıştım.Ama bir terslik oldu 2 gün kala görevin iptal olduğunu öğrendim bu daha önce hiç olmamıştıve yazıhaneye gidip telefon beklemeliydim. Belki de Ruhi Mevta’ya işi bıraktığımı söylemeliydim bu bir fırsat olabilirdi.Saatlerce bekleyişin ardından sonunda telefon geldi. “Alo, Alo Profesör Mevta? Neler oluyor?” “Beni dinle evlat Mecnun, Seher’i Hiç ile olan randevusuna yetiştirdi. Kilit Necmi.” “Alo ALO? NE?” Hemen arabaya atlayıp Seherlere sürdüm eğer bu bir şakaysa en çok ben gülecektim.Çok korkuyordum,korktuğumu fark edince daha çok korkmaya başladım.Seherlere ulaştım.Arabayı nasıl,nereye bıraktım merdivenleri nasıl çıktım, hatırlamıyorum.Tek umudum kapının kapalı olmasıydı.Ne olur kapalı olsun, ne olur kapalı olsun, ne olur? Açıktı kalbim patlayacakmış gibi atıyordu.Seher diye seslendim.Güzel sesiyle “tatlım?” Deyişini duymak istiyordum.Ama onun yerine yerde yatan güzel bedenini gördüm.Nabzı yoktu.Kalp masajı ve suni teneffüs uyguladım. Hadi uyan seher hadi uyan! Ne kadar o şekilde devam ettim bilmiyorum.Bir anda her şey sessizleşti.Parmağından yüzüğü çıkardım ve cebime koydum.İlişkimizin biteceğini biliyordum; hatta olası senaryoları düşünmüştüm ama bu sürprizden hoşlanmadım.Bedenini alıp arabaya koydum.Tanıştığımız yere doğru sürmeye başladım.Sonunda yine aynı banktaydık.Arabamda Sodyum Pentothal vardı.Ötenazi için kullanabilirsiniz; bu zehirli bir maddedir ama azı doğruluk serumu etkisi yapar; yaşamın yalanlarla yürüdüğünü düşünürsek ölmek için ironik bir durum. Zaman,başı ve sonu olup sonsuz olan bir şey olabilir.Umarım öyledir.Yaşadıklarımı yazmak istedim iyi ki hepsini yaşamışım.Şırıngayı çıkarıp sevgilimin, omzumdaki başını öptüm.Seher’e son kez eğer zaman makinem olsaydı hiçbir şeyi değiştirmezdim dedim.

 

3

Ruhi Mevta

“Hiçbir şey baştan çıkarmanın kendisinden daha büyük olmayı beceremeyecektir; onu yok eden düzen bile.”– Jean Baudrillard

Merhaba ben Ruhi Mevta, sonunda karşılaştığımıza sevindim.Yazıda birkaç şeyi değiştirmiş olabilirdim.Gassal birinci bölümde eskiden olduğu kişiyi,2.bölümde olmak istediği kişiyi yazmaya çalışmış.O yüzden üçüncü bölümü benim yazmam gayet mantıklı.Size gerçekleri direkt anlatacağım.Gassal’ın zor bir çocukluk geçirdiğini biliyordum çünkü babası benim.Seher’inde babası benim. Böyle bir sonla karşılaşmayı düşündünüz mü? Yada şuan düşünüyor musunuz? Sevişmelerine izin verip vermediğimi? Gerek yok çünkü gerçek değil.En azından bu evrende… Seher’i ben öldürttüm ama intihar etmesine anlam veremiyorum. Eğer sonsuz sayıda evren varsa bu yaşananlar bir yerlerde hikâye olmak zorunda, aynı zamanda ne yazarsam yazayım gerçek. Eğer bunu bi hikâye olarak biri yazdıysa,aptal olduğunu kanıtlamaya çalışıyor demektir.Neyse size her şeyi açıklamadan önce kendi hikâyemi biraz anlatayım.Anne babamı tanımadım.Babam uzaylı bir tecavüzcü olabilir.Annem hakkında bildiklerim ise uyuşturucu bağımlısı olduğu ve beni bi yere terk etmeyi bile düşünmeyip takıldığı keş evinde bırakması.Ağlamalarımdan bulunup bi şekilde hastaneye götürülüyorum.Doktorlara göre yaşama olasılığım,başarısız bir sihirbaz yüzünden ikiye bölünmüş biriyle aynı.Yine onun yerine benimle ilgileniyorlar.Annem bir insanın alabileceği uyuşturucu sınırını aşıp, doğurup kaçabilerek rekor kitaplarında kendine yer ediniyor,eğer madalya verildiğini bilseydi,satıp uyuşturucu almak için gelirdi.Neyse tabi benim küçük vücudumda da bir ton uyuşturucu var büyük ihtimalle acı hissetmiyorum.Hastane,bürokrasi falan derken biraz zaman alıyor ama beni yetimhaneye sepetleyebiliyorlar.Aslında devam edip nasıl annemden miras kalan hastalık yüzünden geri zekâlı kaldığımı,bunun çok sonradan fark edildiğini ama benim mücadele ederek en yakın,dahi arkadaşımın sınıfına yetiştiğimi anlatacaktım ama sıkıldım.Yeterince trajik hikâye var.Sizi de kendimi de sıkmak istemem, ben gassalım kişisel geçmişim o aşk acıları,uğursuzluk,tüm hayatımın ölülerin etrafında dönmesi… Aynılarını ben yaşadım yada bende yaşadım.Bu bir paradoks.

Gassal içine sıçmasaydı,  bu bir polisiye hikâye olacaktı.Seher’i orada bıraksaydı, Seher’i morga bırakacaklardı.Onun ise Mecnun’un peşine düşmesi gerekiyordu ve olayı çözmesi.
Kimse ölülerin yaşayanlarla ilgili bir derdi olduğunu söyleyemez.Anlam aramak biz yaşayanların işi ama ben anlam aramayı,nasıl kimi insan için nekrofili kötü bir fetişse, öyle görüyorum.Ve bir kere anlamlandırıldı mı her şey bitiyor.Tüm evren bir anda 0 ve 1lere ayrılıyor. Aslında anlam falan yok biz varız, çünkü var olduğumuza inanıyoruz. Birçok kötü şey yaptım ama hiç pişmanlık hissetmiyorum.Ben sevdiğinizi biriyle gördüğünüzde olmak istediğiniz kişiyim.Bu da anlatmak istediğim noktaya getiriyor beni.Egomun kusuruna bakmazsanız açıklayacağım.Kendinize ne derseniz deyin insanlar mutluluğun peşinde koşan Serotonin bağımlılarıdır.Bunu yapmamak beni kötü adam yapıyor.Gassal’ın anlaması gereken şuydu; bizler kendi yok oluşunun seyircisi olan özneler değiliz.Kendi kendini yontan ve arada bir buna bakma gereksinimi duyan,ağaçlarız.Nesneleriz,kendimizi yok olana kadar yontuyoruz ve bunu anlam denilen aynanın karşısında yapıyoruz. Gassal üçüncü bir seçenek bulduğuna inandı ama benim ona göstermek istediğim hep 2 idi.Gassal’ın bana dönüşmesini istiyordum.Neden insanları öldürtüyorum?Neden Seher’i Öldürttüm?Gassal’ın hediye bıraktığı tüm insanlar arı yetiştiricileriydi,bu bilgiyi,dahi birini öldürerek öğrenmiştim arılar yok olursa insanlarda yok olurmuş.Dünyayı yok etme planımı beğenmemiş olabilirsiniz zaten bunlar sadece kılıftı ve benim olayım tüm evrenle…Gassal olayı çözmek için önce Necmi’nin kilit olduğunu hatırlaması gerekiyordu.Necmi hakkımda bilgi topluyordu ama Zoofili Derneği başkanı ve güya azılı düşmanım neden arıcılıkla ilgilendiğimi çözemeyecekti.Gassal’ın sevdiceğinin intikamını almak için, Mecnun’u bulması gerekiyordu.Mecnunun yerini kimse bilmezdi,bu sebepten onu bulmak için Necmi’ye gidip Mecnun’a bir hedef ve adres vermesini sağlayacaktı.Mecnun’u tuzağa düşürecekti ama bir yandan onun acıklı öyküsünü, neden yüzük taktığını dinlemek zaman kaybıydı.Ta ki ona “Hades benim.” Diyene kadar. Bunu duyan Mecnun “Leyla’mı sen öldürdün! İt blabla” diyerekGassal’ın karnına kurşunu zerk edecekti.Ama Noel Baba Mecnun’u mıhlamayı başaracaktı.Mecnun sadece tetikçiydiGassal’ın olayı çözmesi gerekiyordu.Hastanede düşünmeye fırsatı olduğundan,ona söylediklerimi hatırlayacak ve ona gösterdiğim morga gidecekti.Ve orada Ruhi Mevta’yı bulacaktı, yani Ruhi Mevta rolü yapan Ruhi Mevta’nın Necmi’sini… Ve morga da kendi ölüsünü…Böylece aşk hikâyesi yeni başlayacaktı. Yani olayın paradoks olduğu Gassal’ın, Ruhi Mevta’ya dönüşmesi gerekiyordu.Bu aşkın büyüsüyle falan olmadı, öyle fikirlere kapılmayın.Asıl sorun bana inanıp inanamayacağınız.Ben size ne yapacağımı söyleyeyim; ben yapılacak en güzel şeyi yapacağım zaman makineme atlayıp Seher’le tanışmasını engelleyeceğim.Hahahaha(kötü adam kahkahası) .

*Katkılarından dolayı angelus’a teşekkürler.