Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü
Bir Sayfa Seçin

Yorucu bir haftanın ardından tekrar yollara düşecektik, koca çadırlarımız paketlerine, hayvanlarımız kafeslerine girdi.  At arabalarımızın fakir ama nostaljik seyahâti birazdan başlayacaktı… Evet, doğru tahmin ettiniz; sirk çalışanlarıyız biz. Günümüz dünyasının göçebeleriyiz. Haritalardaki o siyah kalın çizgilerin aslında sadece haritalarda olduğunu ilk elden bilenleriz. Büyünün arkasındakileriz. Hurafe ve batıl inançların kaynağı, sihrin sırrıyız.  İnsanlar bize hayran biz ise onlara…

İnsanlar işte canım, gerçek olmadığını bildikleri şeyleri görmek için para verenler.  Yağ lambası ve fırfırlı gömleklerin dünyasına gelen ve “vahşi” dedikleri hayvanlar ile yan yana durmak isteyen insanlar.  Bir yırtıcının başka bir yırtıcıyı görmek için para vermesi fikrini ortaya atan ilk kişiyle bir hâyli dalga geçilmiş olmalı başta değil mi? Geceye sis iyice çöktü, göz gözü artık görmez oldu…  Daha iyi bir yolculuk olabilir mi sirk için?

Ne vilayetler gezdik zaten mutlu olanlar gelip güldü ip üstünde yürümemize ne yerler gördük asıl gülmeye ihtiyacı olanlar idrak dâhi edememişti ne olduğumuzu… Çünkü bazıları için gülmek bir hâyli lükstü… Vakit artık çok geçti, bizim için bile sadece parası olan gülebilirdi… Sürme çekilmiş gözlerin, garip yüzüklerin, ojeli ellerin ve takma gümüş dişlerin ardında değildi benliklerimiz, öylesine bir makyajın altında kalmıştık ki su bile gün yüzüne çıkaramazdı bundan sonra…

Tanrı gibiydik aslında; sûreti bilinmeyen, numarasını söylemeyenlerdik. Hayrete düşmez,  gelmeyen günden medet beklemezdik.  Şüphenin en çok olduğu yerdik. Hep bir bit yeniğiydik. Boyumuzca hile ve martavala batmıştık. Bir zaman sonra bunlara biz de kanmıştık. Kendini kandırmak bir uyum sağlama şekliydi buralarda, yok yahu; öyleydi tüm hayatlarda… Anlattığımız masallar efsane olarak dönerdi kulaklarımıza, biz de hâliyle kanardık batıllara…

Hileyi zamandan öğrendik,  bazen durmuş gibi olurdu ya dünya ama saatler geçerdi aslında… Bazen ise yıllar geçer gibi olurdu da yelkovan ilerlemezdi beş dakika… Dün gibi iyi bir öğretmen olurduk da yine de öğretmezdik aynı olacağını yarının da…

Hilelere hâkimseniz âşık da olmazdınız nihayetinde, umut da etmezdiniz… Güzel olan her şey illüzyondu buralarda,  keder ise bir flama gibi, hep yanı başımızda.  Arzu etmeyi bırakmak olmazdı da nicedir çekilmezdi dilek kipi birinci şahıslara…  İşin şakası da bu ya, insanlar eğlenmeye gelirdi yanımıza…

Bunca hile ve işinin ehlileri ile dolu olmasına karşın bu sirk, sadece tek bir rakibe sahipti. Asla onun kadar sahte ve yapmacık olamadı.  Asla o kadar martavala batamadı ve asla o şeyle boy ölçüşemedi. Asla ama asla insanların düşleri ve formaliteleri kadar sahte olamadı sirkimiz.  İnsanın çaresiz varoluşuna kâfi bir mazeret tedarik edebilme çabası kadar yapmacık olamadı bu sirk ve maalesef ki en büyük rakibimizin yüzlerce yıllık tecrübesi vardı.  Asla dengi olamamıştık ve asla olamayacaktık.  Son gösteri yaptığımız kasaba da artık geride kalıyordu ve başka bir sirk gidene kadar inanmaları gereken tek yalan; hayatlarıydı!

b3e35ee873eb98eaa83bd25a2c74c8fa

Angelus

Angelus

Mühim biri değil...

Tüm Yazıları >>>
Angelus

Latest posts by Angelus (see all)