Bir Sayfa Seçin

Ne zaman biz olduk seninle söylesene, ne zaman?

Ne zaman dönmeye başladı aklımdaki devran?

Ne zaman anlattım sana, ne zaman dinledin beni?

Ne zaman sustuk?

Ne zaman?

Gözlerini ilk ne zaman gördüm?

Aklındaki nehirler ne zaman aktı içime?

Hangi daldı kestiğimiz, üzerinde otururken?

Hani meyveydi damağımızı kamaştıran?

Ne zaman düştün zihnime?

Söylesene ne zaman?

Ne zaman?

Ne zaman korkularımızı ortaya döktük?

Sorularımızla kendimize kin güttük?

Ne zaman değiştirdik birbirimizi?

Dokundum en acıyan yerlerine?

Yaralarımıza gülümseyerek ilk tuzu ne zaman bastık?

İlk ne zaman sarılarak ağlamıştık seninle birlikte?

Nefretin var mıydı hiç ya da azaldı mı bana biraz?

Dur dur… Şaka yaptım, severim güldürmeyi bilirsin.

Aleyhime söylediklerimi meşrulaştırmaktan ne zaman vazgeçebilirsin?

Yoluma ne zaman ışık tuttun? Ne zaman karanlıkta bıraktın?

Hangi gölgelerimizi birlikte gördük seninle?

Ve ne zaman kaybolduk dipsiz derinliklerde,

Ne zaman kucaklaştık ayırt etmeden her biriyle?

Hangi tınıları doldurdun yüreğime?

Hangi karanlıkta şehvetle dans ettik kimse görmezken bizi?

İlk ne zaman herkes içinde yapayalnız bıraktım seni?

Ne zaman acıttım canını fark etmeden?

Vazgeçtiğim aşk mı oldun sen?

İstenmediğim, istememek zorunda kaldığım, isteyemediğim,

Birdenbire bilinmezden doğdun ve henüz bilin(e)meden ortadan kayboldun, niye?

Çivilerini söküp kanlı çarmıhtan alacağım gün geldi mi seni?

Benden kaçamayacaksın bu kez. Söz.

Çünkü gölgelerime düştü acıların.

Ve işte! Ben de karşında şimdi çırılçıplağım.

Korkma, seni kucaklarım. Odayı sarmıştı özgür çığlıkların.

Kulaklarımızda çınlayan yankıyı hatırladın mı?

Toplumun sesi.

Çığlığın değil de, o gürültü mü sağır etti bizi?

Çözeriz. Merak etme…

Her dilde konuşmayı öğrenirim seninle.

Yüksek tepelere ne zaman tırmandık hatırlar mısın?

Ne zaman düş-tük birbirimize?

Söylesene?

İlk şiirini bana ne zaman yazdın?

Ben ne zaman ergen oldum, sen yetişkin?

İlk nerede büyüttüm seni ve ne zaman küçülttüm kollarımda?

Tohumunu ne zaman attım içime?

Birbirimize dokunduk güzel bahçemizde. Ne zaman?

Şimdi. Hemen. Hep.

“Hemen. Şimdi. Hep.” demiştin. Ama unuttun.

Unuttun unutmaman gerektiğini işte.

Zaman aktı ve zamanla birlikte düşüncelerin de sürükleyip götürdü seni.

Çünkü sen onların bir parçasısın. Ve bu durmadan akan nehrin içindesin.

Yaşamayı istemiştin. Hep. İstemiştim.

“İşte seni bu yüzden yarattım Yaşayan Şiir. Bana kendimi hatırlatman için.”. Evet.

Teşekkür ederim. İyi ki varsın. Yaşadıkça seni hatırlayacağım.

Ve şu anda seni yazmamın sebebini biliyorsun aslında.

Hep olmasını istediklerimi, yaşamasını istediklerimi yazdım sana.

Yaşadığım şeyin içindeyken hatırladım seni.

Çünkü sen yaşamaksın. Ve tam karşımdasın.

Bazen ben seni ihmal etsem bile. Bana bozulmazsın.

Çünkü aşk insana her şeyi unutturuyor bazen.

Ve o zaman hatırlamak için, mısralara dönüp bakmak gerekmiyor Yaşayan Şiir.

Yaşamın kendisi oluyorsun çünkü. Ama sen yine de buralarda kal, hatırımda ol dostum.

Belki de benden çok başkaları için olacaksın, umarım.

Yanılıyor olabilirim ama korkmuyorum yanılmaktan.

Belirsizlik teorisi genişledi, belirli bir şeyler olduğu tespit edilebildiğinde,

İçinde duran beklentisiz istekler, bir taraftan da gerçekleşmeyi beklediler hep.

Nasıl uyuduğunu bile unuttuğun kadar aşık olabilmek yeniden…

Beklentim. Hoş geldin. Ruhum. Özlemişim seni.

 

Not: Hissetmeye, anlamaya, yaşamaya ve hislerimi doğuran tüm güzelliklere dair yazılmıştır.
Yaşayan bir şiir olmasından mütevellit zaman zaman(çok nadiren) güncellenir.
Yazılış tarihi: 14.10.2018 00:41
Güncelleme: 27.10.2018 18:56
Güncelleme: 26.09.2019 17:52
Güncelleme: 27.10.2019 04:40 + 14:21
Güncelleme: 01.05.2020 20:34
Güncelleme: 15.05.2020 16:37
Güncelleme: 01.08.2020 00:05
Güncelleme: 29.06.2021 01:54
Güncelleme: 02.02.2022 02:22
Güncelleme: 20.02.2022 02:22 – Yoksa?

Müzik: Stavroz – The Finishing

Blacklight
Latest posts by Blacklight (see all)