Ben, Sen, Biz ve Onlar…

Ben, sadece ben, sessizlik ve onun getirdiği büyülü düşünceler…

Eski Menü
Bir Sayfa Seçin

 

Esen rüzgarda kuraklıktan çatlayan toprağın tadı vardı.  Yaşamda kurulan her hayal artık  palavraydı. İnsana ait bir şey yoktu ve olmayacaktı. İnsanın tüm kanı bedeninde kurumuştu. Küvetin saçları ile dolu olduğunu fark eden  kemoterapi gören kanserli idik hepimiz.  Trafik ışığının değişmesi için geri sayım yapan rakamların aslında hayatımız olduğunu anladığımız andık.  Ya ışığı bekleyerek ölecektik ya da zamansız karşıya geçecektik. Gövdelerinden çatlayan ve yere düşerken savaş davulu sesi çıkaran ağaçlar artık yoktu.

Ölmek o kadar sıradanlaşmıştı ki artık sadece  mastar eki almış bir fiildi. Tıpkı olması gerektiği gibi. Rus ruletindeki o son mermiye “ Hayat “ adını veren  kişi kadar ironikti belki de Tanrı…

İş ev okul üçgenine sıkışmış hayallerimiz bizim cehennemimizdi. Gerçek, hapishanenin ötesinde artık  bezginlikti. İdamını bekleyen mahkum gibiydik hayatta … Oturduk  evlerimize celladı beklerken.  Pradalar , nikelar ya da  adidaslar olmadan da yaşayabileceğimizi anlamamız neredeyse 1000 yılımızı almış bir nesildik.

Ahlakı olmayan kişilerden ahlak dersleri alırken o küçük buz gibi merminin soğukluğu ve ağırlığı ne idi onu anladık.
Ve kavradık ki  hepimizin bir “sen”i var  bu hayatta  pamuk ipliği olan… Bir sen var bende benden öte… Aşkın, yaşamı yaşanılabilir kılması bir ödül mü yoksa ceza mı? Ve yine aynı denklemde kaldık  … Arap ve Fars alfabesindeki Elif kadar  değerli ve bir o kadar gösterişsiz  yaşamımızı yanlış fiille bitirdik. Yaşamadık,  harcadık…

Angelus

Angelus

Mühim biri değil...

Tüm Yazıları >>>
Angelus

Latest posts by Angelus (see all)